<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Rezil Forum - Rezillerin İlk ve Tek Paylaşım Portalı - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.rezilforum.com/</link>
		<description><![CDATA[Rezil Forum - Rezillerin İlk ve Tek Paylaşım Portalı - http://www.rezilforum.com]]></description>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2008 13:11:40 +0200</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Herkes Koymuş Bende Koyayım Dedim:)]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18760</link>
			<pubDate>Fri, 21 Nov 2008 01:30:27 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18760</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[selam rezilforum :)]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18759</link>
			<pubDate>Fri, 21 Nov 2008 01:27:39 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18759</guid>
			<description><![CDATA[selam arkadaşlar siteniz çok güzel eğlenceli dakikalar ve paylaşımlar içinde olucağıma inanıorum...:__cr:]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[selam arkadaşlar siteniz çok güzel eğlenceli dakikalar ve paylaşımlar içinde olucağıma inanıorum...:__cr:]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[11.sınıf dil ve anlatım sayfa 76-80 arası]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18758</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 23:19:46 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18758</guid>
			<description><![CDATA[HAZIRLIK ÇALIŞMALARI<br />
1.sohbet: Arkadaşça dostça karşılıklı konuşma.<br />
söyleşi:Bir bilim ve snaat konusu konuşmayı andıran biçimde inceleyerek anlatan edebiyat türü ,sohbet<br />
Hoşsohbet:güzel ve tatlı konuşan<br />
nükte : ince anlamlı düşündürücü alaylı söz<br />
nüktedon:nükte yapan ve nükte yapmayı seven<br />
2.Bu cümlede yerin değil insanlar arasındaki diyaloğun öenmli olduğunu vurgulamıştır.<br />
3.Güzel konuşmayı seven ve tatlı bir kişiliğe sahip insan <br />
<br />
3.ETKİNLİK<br />
Ahmet rasim-Ramazan söyleşileri <br />
Melih cevdet anday-dilimiz üzerine söyleşiler<br />
Şevket rado-eşref saati<br />
<br />
4.ETKİNLİK<br />
<br />
Anlaşılması güç kelimelerden kaçınılmış hiçbir engele uğramadan akıp gitmesi ve sade bir dil kullanılmıştır.<br />
<br />
5.ETKİNLİK<br />
Alkış yok mu, hani bizim için hiç de zahmetli ve mahiyeti bakımından hiç de ağır olmayan, iki elimizi birbirine çarpıp çıkarmaktan ibaret olduğu halde,lutfetmekte pek hasis davrandığımız o alkış .<br />
Bu cümlede hiç de gereksiz kelimedir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[HAZIRLIK ÇALIŞMALARI<br />
1.sohbet: Arkadaşça dostça karşılıklı konuşma.<br />
söyleşi:Bir bilim ve snaat konusu konuşmayı andıran biçimde inceleyerek anlatan edebiyat türü ,sohbet<br />
Hoşsohbet:güzel ve tatlı konuşan<br />
nükte : ince anlamlı düşündürücü alaylı söz<br />
nüktedon:nükte yapan ve nükte yapmayı seven<br />
2.Bu cümlede yerin değil insanlar arasındaki diyaloğun öenmli olduğunu vurgulamıştır.<br />
3.Güzel konuşmayı seven ve tatlı bir kişiliğe sahip insan <br />
<br />
3.ETKİNLİK<br />
Ahmet rasim-Ramazan söyleşileri <br />
Melih cevdet anday-dilimiz üzerine söyleşiler<br />
Şevket rado-eşref saati<br />
<br />
4.ETKİNLİK<br />
<br />
Anlaşılması güç kelimelerden kaçınılmış hiçbir engele uğramadan akıp gitmesi ve sade bir dil kullanılmıştır.<br />
<br />
5.ETKİNLİK<br />
Alkış yok mu, hani bizim için hiç de zahmetli ve mahiyeti bakımından hiç de ağır olmayan, iki elimizi birbirine çarpıp çıkarmaktan ibaret olduğu halde,lutfetmekte pek hasis davrandığımız o alkış .<br />
Bu cümlede hiç de gereksiz kelimedir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[bn geldimm slm yomu?]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18757</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 15:21:58 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18757</guid>
			<description><![CDATA[sLm bn geldm :__bo:]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[sLm bn geldm :__bo:]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Rezil Foruma Bir Logo Çalısmam]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18756</link>
			<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 00:44:31 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18756</guid>
			<description><![CDATA[ya Aslında :D imza Şeysi Benim Gözüme Güzel geldi Sizinde Yorumlarınızı almak isterim <br />
:__bp: Yeni ögrendim bunu :__bo:<br />
<br />
<br />
Zipir Ben Sevdim imzamda KulLANcam :D <br />
Buyir.. (isteyen kullana Bilir istemeyen kullanmasın xD :__cr:)<br />
<br />
Kod:<br />
[img]http://bilgituneli.com/wp-content/uploads/image/rf.png[/img]<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ya Aslında :D imza Şeysi Benim Gözüme Güzel geldi Sizinde Yorumlarınızı almak isterim <br />
:__bp: Yeni ögrendim bunu :__bo:<br />
<br />
<br />
Zipir Ben Sevdim imzamda KulLANcam :D <br />
Buyir.. (isteyen kullana Bilir istemeyen kullanmasın xD :__cr:)<br />
<br />
Kod:<br />
[img]http://bilgituneli.com/wp-content/uploads/image/rf.png[/img]<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Maupassant Tarzı Hikaye ve Maupassant Biyografisi]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18755</link>
			<pubDate>Wed, 19 Nov 2008 21:44:40 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18755</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
onunla ilgili hersey burda--> Maupassant&#8217;ın Biyografisi:UMARIM TESEKKÜRE LAYIKTIR...<br />
<br />
Doğalcılık akımına bağlı Fransız öykü ve roman yazarıdır. Öykü alanında Fransa'nın en büyüklerindendir. Parisli bir borsa oyuncusunun oğlu olarak 5 Ağustos 1850'de Dieppe kenti yakınlarındaki Miromesnil şatosunda dünyaya geldi. Guy de Maupassant, burada Normandiya bölgesini ve köylülerinin yaşamını yakından tanımak fırsatını buldu. İlk eğitimini Kilise'den aldı. 13 yaşında gönderildiği İlahiyat okulundaki yaşama ısınamadığı için kurallara aykırı davrandı. Böylece kendisini okuldan kovdurdu. Öğrenimini Rouen lisesinde tamamladı.<br />
1869'da Paris'te hukuk okumaya başladı. Fransa ile Almanya arasında savaş çıkması üzerine öğrenimine ara verdi. Gönüllü olarak savaşa katıldı. 1870'de seyyar jandarma birliğinde asker oldu. Maupassant, o dönemde tanığı olduğu olayları, yaşadıklarını, gözlemlediklerini daha sonra kaleme aldığı birçok öyküsünde anlattı. 1871'de terhis olduktan sonra Paris'te hukuk öğrenimini sürdürdü.Babasını yardımıyla Donanma Bakanlığı'nda bir iş buldu. Atlet yapılıydı, iyi yüzer ve kürek çekerdi; yalnız aklı denizcilikte değildi; yazar olmak istiyordu. 1879'da da Eğitim Bakanlığı'na geçti. Canlı ve taşkın bir kişiliği olan Maupassant, hayatın zevklerine ve çalışmaya aynı coşkuyla sarılmıştı. Şair Louis Bouilhet, onun ilk şiir denemelerini teşvik etti. Yaşamını kazanmak için çalışmaya başladığı Bakanlıklarda bürokrasi dünyasını tanıdı. Böylece bürokratların bulunduğu ortamı gözlemlemek fırsatını buldu.<br />
Maupassant'ın yazarlık hayatı, 1871'den sonra başladı. Şiirler yazdı (Le Mur, Au Bord de l'Eau). 1871 ile 1880 arasında, özellikle, annesinin çocukluk arkadaşı romancı Gustave Flaubert'in etkisinde kaldı. Flaubert, Maupassant'ı iyi bir yazar olarak yetiştirmek için çok çalıştı. Ona gerçeği değişik bir bakışla gözlemlemeyi, yalnız gördüklerini ve duyduklarını yazmayı öğretti. İlk yazdıklarını okuyup düzeltti. Flaubert, onu Emile Zola, Ivan Turgenyev, Edmond de Goncurt ve Henry James gibi ünlü yazarlarla tanıştırdı. Flaubert'in 1880'de beklenmedik ölümü, Maupassant'ı çok derinden etkiledi.<br />
1880'de, Flaubert'in ölümünden bir ay önce, aralarında Emile Zola'nın da bulunduğu natüralist (doğalcı) bazı yazarların öykülerinin toplandığı "Les Soirées de Médan" (Médan Akşamları) adlı kitapta Maupassant'ın da bir öyküsü yer aldı (Boule de Suif - Kartopu - İs Yumağı). Bu öykü, Maupassant'a ilk büyük başarısını getirdi ve onun öykü yazarlığına olan eğilimini ortaya çıkardı.<br />
Maupassant, 1880'den 1891'e kadar, 18 kitapta toplanan yaklaşık 300 öykü ile 6 roman yayımladı. Romanları şunlardır: Bir kadının yaşamı boyunca uğradığı hayal kırıklıklarını anlatan ve ilk romanı olan "Une Vie" (Bir Hayat - 1883), "Bel Ami" (Güzel Dost - 1885), "Mont Oriol" (Oriol Dağı - 1887), "Pierre et Jean" (Pierre ile Jean - 1888), "Fort Comme la Mort" (**üm Gibi Kuvvetli - 1889) ve "Notre Coeur" (Kalbimiz - 1890).<br />
Maupassant, en güzel öykülerini, 1881 ile 1886 arasında yazdı. Elde ettiği başarılar, ona yüksek sosyetenin kapılarını açtı. Son romanlarında, yüksek sosyeteye ilişkin yaşantılarını anlattı. Bu romanlar, doğrudan doğruya, Maupassant'ın karşı cinsle olan ilişkilerinin verdiği sıkıntılardan esinlendi. Öykü kitaplarından elde ettiği gelirle "Bel Ami" adlı bir yata sahip oldu. Maupassant, bu yatla Akdeniz'de geziler yaptı ve yolculuk izlenimlerini 1884'te yayımlanan "Au Soleil" (Güneşte), "Sur l'Eau" (Denizde - 1888) ve "La Vie Errante" (Serseri Hayat - 1890) adlı öykülerinde anlattı.<br />
Maupassant, genç yaşında baş ağrılarından şikayet etmeye başladı. Hastalığı, 1884'ten itibaren, zihin yorgunluğunun ve gördüğü hallüsinasyonların etkisiyle gittikçe artıyordu. Sağlık durumu günden güne bozuluyordu. Ne olduğunu bilmediği ve kendisine düşman bellediği bir varlığı hep yanı başında hissediyor ve ölüm düşüncesi sürekli olarak aklını kurcalayıp duruyordu.<br />
Guy de Maupassant, 1887 yılında yayımlanan "Le Horla" adlı öyküsünde, ****lik belirtilerinin nasıl başladığını ve insan üzerinde ne gibi değişiklikler meydana getirdiğini anlattı. Bu kitap yayımlandıktan sonra, iyileşmek ümidiyle, uzunca bir deniz yolculuğuna çıktı. Yolculuktan döndükten sonra "Pierre et Jean" adlı romanını tamamladı. Daha sonra "Notre Coeur" adlı romanı kaleme aldı. 1890'da yayımlanan "La Vie Errante" adındaki yapıtından sonra da pek bir şey yazamadı. Sağlık durumu da adamakıllı bozulmuştu. Fazla ilâç almak yüzünden o iriyarı bedeni ve zihni yıpranmıştı. 1892'nin Ocak ayında kendini öldürmeye kalkıştı. Ağır hasta olarak Paris'e getirildi ve bir sağlık yurduna yatırıldı. Maupassant, 1893 yılında iyileşemeden öldü. Paris'teki Montparnasse mezarlığına gömüldü.<br />
Maupassant&#8217;ın Sanatı: <br />
Guy de Maupassant, "Les Soirées de Médan" ve "Pierre et Jean"ın önsözlerinde yazma yöntemini anlatır. Yöntemi, kişisel olmayan nesnelliğin sürekli araştırılması üzerine kuruludur.<br />
Maupassant, öncelikle bu özelliğiyle, bütün dünyada kısa öykü türünün belli başlı birkaç ustasından biri haline geldi. Maupassant'ın öykülerinde her türlü ortam ve bu ortama uygun tipler görülebilir. Normandiya köylülerini, Normandiyalı yada Parisli küçük burjuvaları, büyük mülk sahiplerini ve memurları öykülerinde büyük bir ustalıkla anlattı. Sıradan insanları güçlü bir yalınlıkla işledi. Dünya görüşü kötümser olan Maupassant'ın öykülerinin anlatım tekniği gittikçe gelişti. Sonunda natüralizmin aşırılıklarına karşı tepki göstermeye kadar vardı.<br />
Maupassant, hayatta güven uyandıran her şeye çatar; Tanrı'yı inkâr eder. Onu "yaptıklarını bilmez" olarak görür. Aldatmaca olarak kabul ettiği dine saldırır. Ona göre, evren, "kör ve bilinmez güçlerin zincirden boşanmasıdır". İnsan, sadece "diğerlerinden üstün bir hayvandır". Gelişme, gerçekleşmeyecek bir düştür. Dostluk bile, ona "iğrenç bir aldatmaca" olarak görünecektir; çünkü Maupassant'a göre, "insanların duygu ve düşünceleri anlaşılmazdır ve onlar yalnızlığa mahkûmdurlar".<br />
Hastalığının ilerlemesine bağlı olarak Maupassant'ın yazarlık tarzı da değişime uğradı. "La Maison Tellier" (Madame Tellier'nin Evi - 1881), "Mademoiselle Fifi" (1882), "Les Contes de la Bécasse" (Çulluğun Öyküleri - 1883) gibi ilk öykülerinde, buruk ve alaylı bir konuşma gücünden kaynaklanan kuru bir anlatım görülür. Bu öykülerde, onun kavgacı niyetleri, dine, burjuva önyargılarına ve "kadına özgü kötü niyetliliğe" saldırma isteği sezilir. Hastalığının zararlarını görmeye başladığı günden itibaren Maupassant'ın anlatım yolu daha az yergici bir görünüm aldı. Yazarlık hayatının sonuna doğru "La Peur", "Lui?", "Solitude", "Le Horla", "L'endormeuse" gibilerinin de aralarında bulunduğu otuza yakın öyküsü, intihar düşüncesi, görünmez bir varlığın musallat olan fikri ile iç sıkıntısı ve korkulardan esinlendi.<br />
Guy de Maupassant, Flaubert ekolünde, "hiç kimse tarafından görülmemiş ve söylenmemiş bir görünüm" bulup ortaya çıkarmayı öğrenmişti. Öykülerinin özgünlüğü, bunların yapısından daha çok, memurların, burjuvaların ya da köylülerin yaşantılarının geçtiği birbirinden çok farklı ortamların, tiplerin ve geleneklerin "gerçek olarak tasvir edilmesi"nden ileri gelir.<br />
Öyküleri bir bütün olarak ele alındığında, 1870 - 1890 arası Fransız toplumunun zengin bir panoraması çıkar ortaya. Yapıtlarının kişisel yaşamından birçok iz taşıması, Maupassant'ın öykü ve romanlarını birer "otobiyografi" ya da "günlük"müş gibi ele alınmasına yol açmıştır.<br />
Maupassant'a olan ilgi, 20. yüzyılın ikinci yarısında azalmıştır. Ama Maupassant günümüzde de, her sınıftan okura seslenen ve hem belirli bir düzeyi tutturan, hem de belirli ölçüde popüler olabilen yeni bir öykü türünün yaratıcısı kabul edilir.<br />
<br />
Natüralist Biçim: 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında etkili olan bir edebi akımdır. Doğalcılık olarak da adlandırılır.<br />
Doğa bilimlerinin, özellikle de Darwinci doğa anlayışının ilke ve yöntemlerinin edebiyata uyarlanmasıyla gelişmiştir. Edebiyatta gerçekçilik geleneğini daha da ileri götüren doğalcılar, gerçekleri ahlaksal yargılardan, seçici bir bakıştan uzak bir tutum ve tam bir bağlılıkla anlatmayı amaçlar. Doğalcılık, bilimsel belirlenimciliği benimsemesiyle gerçekçilikten ayrılır. Doğalcı yazarlar, insanı ahlaksal ve akılsal nitelikleriyle değil, rastlantısal ve fizyolojik özellileriyle ele alır. Doğalcı yaklaşıma göre, çevrenin ve kalıtımın ürünü olan bireyler, dıştan gelen toplumsal ve ekonomik baskılar altında ezilir, içten gelen güçlü içgüdüsel dürtülerle davranırlar. Yazgılarını belirleyebilme gücünden yoksun oldukları için yaptıklarından sorumlu değillerdir.<br />
Doğalcılığın kuramsal temelini Hippolyte Taine&#8217;in Historei de la Litterature Anglaise (İngiliz edebiyatı tarihi) adlı eseri oluşturur. İlk doğalcı roman Goncourt Kardeşler&#8217;in bir hizmetçi kızın yaşamını konu alan Germinie Lacarteux adlı yapıtıdır. Ama Emile Zola&#8217;nın Le Roman Experimental (Deneysel Roman) adlı eseri akımın edebi bildirgesi sayılır. Emile Zola&#8217;nın yanısıra Guy de Maupassant, J. K. Huysmans, Leon Hennique, Henry Ceard, Paul Alexis, Alphonse Daudet natüralist eserler veren yazarlardır.<br />
Maupassant Biçimi : Hikâyede asıl olan "olay" dır. Okuyucunun hikâyeyi şöyle ya da böyle yorumlamasına imkân verilmez. Çünkü, hikâyedeki olay, mantıklı bir seyir hâlinde takip eder. Kişilerin portreleri, özenle ve ayrıntılı olarak çizilir.<br />
BİR HİKAYESİNİN ÖZETİ VAR ALTTA <br />
<br />
Hikaye: Guy De Maupassant&#8217;dan &#8220;Mutluluk&#8221; :<br />
Özet:<br />
Akşamüstü çay saatinde bayanlı erkekli gurup tam Akdeniz&#8217;e bakan bir yerde toplanmıştı, Akdeniz onlara berrak kıpırtısız, ürpertisiz, dümdüz ve sonsuza uzanan bir madeni tabaka olarak görünüyordu, denize tepeden bakmaları bu görüntüyü güçlendiriyordu. Güneş kaybolmuş ve gökyüzü pembelere bürünmüştü, ayrıca ufuk çizgisinde altın tozuyla ovulmuş gibi bir renk göze çarpmaktaydı. Kendi aralarında insanın tek bir kadını yada tek bir erkeği uzun süre sevip sevemeyeceğini tartışıyorlardı, bu tartışmalar bazen kalın bir erkek sesinde bazense ince bir kadın sesinde dile geliyordu. Onlar tartışırken denizin ufuk noktasında kül renginde ve muazzam büyüklükte bir heyula ortaya çıktı. Herkes şaşırmış, kadınlar ayağa kalkmış bu heyulaya bakıyorlardı. Bu ilk kez gördükleri bir kitleydi ve onlar ne olduğunu merak ediyorlardı. O arada birisi atıldı ve orasının Korsika Adası olduğunu ve onu örten sis bulutları elverdikçe kendini gösterdiğini söyledi. Yaşlı biri gerçek aşkla bu adaya birkaç sene önce gittiğinde karşılaştığını söyledi ve tartışmaya cevabı kendisinin gördüklerinde bulabileceklerini söyledi. Gördüklerini anlatmaya başladı, 5 yıl önce Korsika&#8217;ya gitmişti buranın nasıl ilkel bir yer olduğunu görmüştü, burası İtalya&#8217;nın yakınından geçebilecek kadar bir zarafete asla sahip olamazdı. Ayrıca insanları kıskançlık, kavga gibi normal hayata yerleşmiş şeyleri yapmıyordu. Buranın insanları despot kişilerdi ama despotlukları kadar büyük misafirperverliğe sahiptiler, öyle misafirperverlikti ki birinin kapısını çalar, evinde bir gece geçirir, onla kahvaltı yapar ve elini sıkıp oradan giderdiniz. Yaşlı kişi bir akşam 10 saat yol gittikten sonra bir dere dibinde tamamen ıssız bir evceğize rastlamıştı. O ev kalması için uygun yerdi oranın kapısını çaldı ve onu yaşlı bir kadın karşıladı. Kadın sade ve temizdi erkeği ise sağırdı ve 82 yaşındaydı. Onu karşılayan kadın mükemmel Fransızca konuşuyordu, nedeni Avrupa&#8217;dan buraya gelmiş olmasıydı. Yaşlı kişi yemeği yemiş dışarıya oturmuş, kadın yanına gelmişti. Konuşmaya başladılar ve şaşırtıcı olarak 2sinin de Nansi&#8217;li olduğunu öğrendiler. Kadın, yaşlı kişiye bazı kişileri tanıyıp tanımadığını sordu. Daha sonra yaşlı kişi onun bir zamanlar babasının tümeninde ki görevli genç bir askerle kaçmış olan Nansi&#8217;li soylu kız olduğunu anladı. Bütün zenginliğini, lüksünü bırakmış, ailesini onu büyütenleri bırakmış ****cesine aşık olduğu adamın ardından gitmişti, çünkü onunla birlikte olabilmek tüm bunların üstündeydi. O adamla bir ilkel çukura mı yoksa bir saraya mı gittiği önemli değildi. Tüm bunları ona yaptıran şey aşktı ve aşk ile bağlandığı bu adam bir ilkel çukurda da olsa onun kalbini mutlulukla doldurmuştu. Önemli olan bu değil miydi? Mutlu olmak. Yaşlı kişi anlatmayı bitirmişti. İnsanlar farklı şeyler düşünüyordu. Bazısı kadının bir budala olduğunu nasıl o zenginlikleri bırakıp basit hayata atıldığını söylüyordu. Aralarından biri doğruyu idrak etmişti. Bu hayatta mutlu olmak önemli olan değil miydi? Kadın mutluluğu çok güzel yaşamıştı, o zaman bunları boş yapmamıştı. Konuşma sürerken bu garip anıyı hatırlatan Korsika adası yeniden sis bulutlarının arasına daldı ve gözden kayboldu&#8230;<br />
<br />
<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
onunla ilgili hersey burda--> Maupassant&#8217;ın Biyografisi:UMARIM TESEKKÜRE LAYIKTIR...<br />
<br />
Doğalcılık akımına bağlı Fransız öykü ve roman yazarıdır. Öykü alanında Fransa'nın en büyüklerindendir. Parisli bir borsa oyuncusunun oğlu olarak 5 Ağustos 1850'de Dieppe kenti yakınlarındaki Miromesnil şatosunda dünyaya geldi. Guy de Maupassant, burada Normandiya bölgesini ve köylülerinin yaşamını yakından tanımak fırsatını buldu. İlk eğitimini Kilise'den aldı. 13 yaşında gönderildiği İlahiyat okulundaki yaşama ısınamadığı için kurallara aykırı davrandı. Böylece kendisini okuldan kovdurdu. Öğrenimini Rouen lisesinde tamamladı.<br />
1869'da Paris'te hukuk okumaya başladı. Fransa ile Almanya arasında savaş çıkması üzerine öğrenimine ara verdi. Gönüllü olarak savaşa katıldı. 1870'de seyyar jandarma birliğinde asker oldu. Maupassant, o dönemde tanığı olduğu olayları, yaşadıklarını, gözlemlediklerini daha sonra kaleme aldığı birçok öyküsünde anlattı. 1871'de terhis olduktan sonra Paris'te hukuk öğrenimini sürdürdü.Babasını yardımıyla Donanma Bakanlığı'nda bir iş buldu. Atlet yapılıydı, iyi yüzer ve kürek çekerdi; yalnız aklı denizcilikte değildi; yazar olmak istiyordu. 1879'da da Eğitim Bakanlığı'na geçti. Canlı ve taşkın bir kişiliği olan Maupassant, hayatın zevklerine ve çalışmaya aynı coşkuyla sarılmıştı. Şair Louis Bouilhet, onun ilk şiir denemelerini teşvik etti. Yaşamını kazanmak için çalışmaya başladığı Bakanlıklarda bürokrasi dünyasını tanıdı. Böylece bürokratların bulunduğu ortamı gözlemlemek fırsatını buldu.<br />
Maupassant'ın yazarlık hayatı, 1871'den sonra başladı. Şiirler yazdı (Le Mur, Au Bord de l'Eau). 1871 ile 1880 arasında, özellikle, annesinin çocukluk arkadaşı romancı Gustave Flaubert'in etkisinde kaldı. Flaubert, Maupassant'ı iyi bir yazar olarak yetiştirmek için çok çalıştı. Ona gerçeği değişik bir bakışla gözlemlemeyi, yalnız gördüklerini ve duyduklarını yazmayı öğretti. İlk yazdıklarını okuyup düzeltti. Flaubert, onu Emile Zola, Ivan Turgenyev, Edmond de Goncurt ve Henry James gibi ünlü yazarlarla tanıştırdı. Flaubert'in 1880'de beklenmedik ölümü, Maupassant'ı çok derinden etkiledi.<br />
1880'de, Flaubert'in ölümünden bir ay önce, aralarında Emile Zola'nın da bulunduğu natüralist (doğalcı) bazı yazarların öykülerinin toplandığı "Les Soirées de Médan" (Médan Akşamları) adlı kitapta Maupassant'ın da bir öyküsü yer aldı (Boule de Suif - Kartopu - İs Yumağı). Bu öykü, Maupassant'a ilk büyük başarısını getirdi ve onun öykü yazarlığına olan eğilimini ortaya çıkardı.<br />
Maupassant, 1880'den 1891'e kadar, 18 kitapta toplanan yaklaşık 300 öykü ile 6 roman yayımladı. Romanları şunlardır: Bir kadının yaşamı boyunca uğradığı hayal kırıklıklarını anlatan ve ilk romanı olan "Une Vie" (Bir Hayat - 1883), "Bel Ami" (Güzel Dost - 1885), "Mont Oriol" (Oriol Dağı - 1887), "Pierre et Jean" (Pierre ile Jean - 1888), "Fort Comme la Mort" (**üm Gibi Kuvvetli - 1889) ve "Notre Coeur" (Kalbimiz - 1890).<br />
Maupassant, en güzel öykülerini, 1881 ile 1886 arasında yazdı. Elde ettiği başarılar, ona yüksek sosyetenin kapılarını açtı. Son romanlarında, yüksek sosyeteye ilişkin yaşantılarını anlattı. Bu romanlar, doğrudan doğruya, Maupassant'ın karşı cinsle olan ilişkilerinin verdiği sıkıntılardan esinlendi. Öykü kitaplarından elde ettiği gelirle "Bel Ami" adlı bir yata sahip oldu. Maupassant, bu yatla Akdeniz'de geziler yaptı ve yolculuk izlenimlerini 1884'te yayımlanan "Au Soleil" (Güneşte), "Sur l'Eau" (Denizde - 1888) ve "La Vie Errante" (Serseri Hayat - 1890) adlı öykülerinde anlattı.<br />
Maupassant, genç yaşında baş ağrılarından şikayet etmeye başladı. Hastalığı, 1884'ten itibaren, zihin yorgunluğunun ve gördüğü hallüsinasyonların etkisiyle gittikçe artıyordu. Sağlık durumu günden güne bozuluyordu. Ne olduğunu bilmediği ve kendisine düşman bellediği bir varlığı hep yanı başında hissediyor ve ölüm düşüncesi sürekli olarak aklını kurcalayıp duruyordu.<br />
Guy de Maupassant, 1887 yılında yayımlanan "Le Horla" adlı öyküsünde, ****lik belirtilerinin nasıl başladığını ve insan üzerinde ne gibi değişiklikler meydana getirdiğini anlattı. Bu kitap yayımlandıktan sonra, iyileşmek ümidiyle, uzunca bir deniz yolculuğuna çıktı. Yolculuktan döndükten sonra "Pierre et Jean" adlı romanını tamamladı. Daha sonra "Notre Coeur" adlı romanı kaleme aldı. 1890'da yayımlanan "La Vie Errante" adındaki yapıtından sonra da pek bir şey yazamadı. Sağlık durumu da adamakıllı bozulmuştu. Fazla ilâç almak yüzünden o iriyarı bedeni ve zihni yıpranmıştı. 1892'nin Ocak ayında kendini öldürmeye kalkıştı. Ağır hasta olarak Paris'e getirildi ve bir sağlık yurduna yatırıldı. Maupassant, 1893 yılında iyileşemeden öldü. Paris'teki Montparnasse mezarlığına gömüldü.<br />
Maupassant&#8217;ın Sanatı: <br />
Guy de Maupassant, "Les Soirées de Médan" ve "Pierre et Jean"ın önsözlerinde yazma yöntemini anlatır. Yöntemi, kişisel olmayan nesnelliğin sürekli araştırılması üzerine kuruludur.<br />
Maupassant, öncelikle bu özelliğiyle, bütün dünyada kısa öykü türünün belli başlı birkaç ustasından biri haline geldi. Maupassant'ın öykülerinde her türlü ortam ve bu ortama uygun tipler görülebilir. Normandiya köylülerini, Normandiyalı yada Parisli küçük burjuvaları, büyük mülk sahiplerini ve memurları öykülerinde büyük bir ustalıkla anlattı. Sıradan insanları güçlü bir yalınlıkla işledi. Dünya görüşü kötümser olan Maupassant'ın öykülerinin anlatım tekniği gittikçe gelişti. Sonunda natüralizmin aşırılıklarına karşı tepki göstermeye kadar vardı.<br />
Maupassant, hayatta güven uyandıran her şeye çatar; Tanrı'yı inkâr eder. Onu "yaptıklarını bilmez" olarak görür. Aldatmaca olarak kabul ettiği dine saldırır. Ona göre, evren, "kör ve bilinmez güçlerin zincirden boşanmasıdır". İnsan, sadece "diğerlerinden üstün bir hayvandır". Gelişme, gerçekleşmeyecek bir düştür. Dostluk bile, ona "iğrenç bir aldatmaca" olarak görünecektir; çünkü Maupassant'a göre, "insanların duygu ve düşünceleri anlaşılmazdır ve onlar yalnızlığa mahkûmdurlar".<br />
Hastalığının ilerlemesine bağlı olarak Maupassant'ın yazarlık tarzı da değişime uğradı. "La Maison Tellier" (Madame Tellier'nin Evi - 1881), "Mademoiselle Fifi" (1882), "Les Contes de la Bécasse" (Çulluğun Öyküleri - 1883) gibi ilk öykülerinde, buruk ve alaylı bir konuşma gücünden kaynaklanan kuru bir anlatım görülür. Bu öykülerde, onun kavgacı niyetleri, dine, burjuva önyargılarına ve "kadına özgü kötü niyetliliğe" saldırma isteği sezilir. Hastalığının zararlarını görmeye başladığı günden itibaren Maupassant'ın anlatım yolu daha az yergici bir görünüm aldı. Yazarlık hayatının sonuna doğru "La Peur", "Lui?", "Solitude", "Le Horla", "L'endormeuse" gibilerinin de aralarında bulunduğu otuza yakın öyküsü, intihar düşüncesi, görünmez bir varlığın musallat olan fikri ile iç sıkıntısı ve korkulardan esinlendi.<br />
Guy de Maupassant, Flaubert ekolünde, "hiç kimse tarafından görülmemiş ve söylenmemiş bir görünüm" bulup ortaya çıkarmayı öğrenmişti. Öykülerinin özgünlüğü, bunların yapısından daha çok, memurların, burjuvaların ya da köylülerin yaşantılarının geçtiği birbirinden çok farklı ortamların, tiplerin ve geleneklerin "gerçek olarak tasvir edilmesi"nden ileri gelir.<br />
Öyküleri bir bütün olarak ele alındığında, 1870 - 1890 arası Fransız toplumunun zengin bir panoraması çıkar ortaya. Yapıtlarının kişisel yaşamından birçok iz taşıması, Maupassant'ın öykü ve romanlarını birer "otobiyografi" ya da "günlük"müş gibi ele alınmasına yol açmıştır.<br />
Maupassant'a olan ilgi, 20. yüzyılın ikinci yarısında azalmıştır. Ama Maupassant günümüzde de, her sınıftan okura seslenen ve hem belirli bir düzeyi tutturan, hem de belirli ölçüde popüler olabilen yeni bir öykü türünün yaratıcısı kabul edilir.<br />
<br />
Natüralist Biçim: 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında etkili olan bir edebi akımdır. Doğalcılık olarak da adlandırılır.<br />
Doğa bilimlerinin, özellikle de Darwinci doğa anlayışının ilke ve yöntemlerinin edebiyata uyarlanmasıyla gelişmiştir. Edebiyatta gerçekçilik geleneğini daha da ileri götüren doğalcılar, gerçekleri ahlaksal yargılardan, seçici bir bakıştan uzak bir tutum ve tam bir bağlılıkla anlatmayı amaçlar. Doğalcılık, bilimsel belirlenimciliği benimsemesiyle gerçekçilikten ayrılır. Doğalcı yazarlar, insanı ahlaksal ve akılsal nitelikleriyle değil, rastlantısal ve fizyolojik özellileriyle ele alır. Doğalcı yaklaşıma göre, çevrenin ve kalıtımın ürünü olan bireyler, dıştan gelen toplumsal ve ekonomik baskılar altında ezilir, içten gelen güçlü içgüdüsel dürtülerle davranırlar. Yazgılarını belirleyebilme gücünden yoksun oldukları için yaptıklarından sorumlu değillerdir.<br />
Doğalcılığın kuramsal temelini Hippolyte Taine&#8217;in Historei de la Litterature Anglaise (İngiliz edebiyatı tarihi) adlı eseri oluşturur. İlk doğalcı roman Goncourt Kardeşler&#8217;in bir hizmetçi kızın yaşamını konu alan Germinie Lacarteux adlı yapıtıdır. Ama Emile Zola&#8217;nın Le Roman Experimental (Deneysel Roman) adlı eseri akımın edebi bildirgesi sayılır. Emile Zola&#8217;nın yanısıra Guy de Maupassant, J. K. Huysmans, Leon Hennique, Henry Ceard, Paul Alexis, Alphonse Daudet natüralist eserler veren yazarlardır.<br />
Maupassant Biçimi : Hikâyede asıl olan "olay" dır. Okuyucunun hikâyeyi şöyle ya da böyle yorumlamasına imkân verilmez. Çünkü, hikâyedeki olay, mantıklı bir seyir hâlinde takip eder. Kişilerin portreleri, özenle ve ayrıntılı olarak çizilir.<br />
BİR HİKAYESİNİN ÖZETİ VAR ALTTA <br />
<br />
Hikaye: Guy De Maupassant&#8217;dan &#8220;Mutluluk&#8221; :<br />
Özet:<br />
Akşamüstü çay saatinde bayanlı erkekli gurup tam Akdeniz&#8217;e bakan bir yerde toplanmıştı, Akdeniz onlara berrak kıpırtısız, ürpertisiz, dümdüz ve sonsuza uzanan bir madeni tabaka olarak görünüyordu, denize tepeden bakmaları bu görüntüyü güçlendiriyordu. Güneş kaybolmuş ve gökyüzü pembelere bürünmüştü, ayrıca ufuk çizgisinde altın tozuyla ovulmuş gibi bir renk göze çarpmaktaydı. Kendi aralarında insanın tek bir kadını yada tek bir erkeği uzun süre sevip sevemeyeceğini tartışıyorlardı, bu tartışmalar bazen kalın bir erkek sesinde bazense ince bir kadın sesinde dile geliyordu. Onlar tartışırken denizin ufuk noktasında kül renginde ve muazzam büyüklükte bir heyula ortaya çıktı. Herkes şaşırmış, kadınlar ayağa kalkmış bu heyulaya bakıyorlardı. Bu ilk kez gördükleri bir kitleydi ve onlar ne olduğunu merak ediyorlardı. O arada birisi atıldı ve orasının Korsika Adası olduğunu ve onu örten sis bulutları elverdikçe kendini gösterdiğini söyledi. Yaşlı biri gerçek aşkla bu adaya birkaç sene önce gittiğinde karşılaştığını söyledi ve tartışmaya cevabı kendisinin gördüklerinde bulabileceklerini söyledi. Gördüklerini anlatmaya başladı, 5 yıl önce Korsika&#8217;ya gitmişti buranın nasıl ilkel bir yer olduğunu görmüştü, burası İtalya&#8217;nın yakınından geçebilecek kadar bir zarafete asla sahip olamazdı. Ayrıca insanları kıskançlık, kavga gibi normal hayata yerleşmiş şeyleri yapmıyordu. Buranın insanları despot kişilerdi ama despotlukları kadar büyük misafirperverliğe sahiptiler, öyle misafirperverlikti ki birinin kapısını çalar, evinde bir gece geçirir, onla kahvaltı yapar ve elini sıkıp oradan giderdiniz. Yaşlı kişi bir akşam 10 saat yol gittikten sonra bir dere dibinde tamamen ıssız bir evceğize rastlamıştı. O ev kalması için uygun yerdi oranın kapısını çaldı ve onu yaşlı bir kadın karşıladı. Kadın sade ve temizdi erkeği ise sağırdı ve 82 yaşındaydı. Onu karşılayan kadın mükemmel Fransızca konuşuyordu, nedeni Avrupa&#8217;dan buraya gelmiş olmasıydı. Yaşlı kişi yemeği yemiş dışarıya oturmuş, kadın yanına gelmişti. Konuşmaya başladılar ve şaşırtıcı olarak 2sinin de Nansi&#8217;li olduğunu öğrendiler. Kadın, yaşlı kişiye bazı kişileri tanıyıp tanımadığını sordu. Daha sonra yaşlı kişi onun bir zamanlar babasının tümeninde ki görevli genç bir askerle kaçmış olan Nansi&#8217;li soylu kız olduğunu anladı. Bütün zenginliğini, lüksünü bırakmış, ailesini onu büyütenleri bırakmış ****cesine aşık olduğu adamın ardından gitmişti, çünkü onunla birlikte olabilmek tüm bunların üstündeydi. O adamla bir ilkel çukura mı yoksa bir saraya mı gittiği önemli değildi. Tüm bunları ona yaptıran şey aşktı ve aşk ile bağlandığı bu adam bir ilkel çukurda da olsa onun kalbini mutlulukla doldurmuştu. Önemli olan bu değil miydi? Mutlu olmak. Yaşlı kişi anlatmayı bitirmişti. İnsanlar farklı şeyler düşünüyordu. Bazısı kadının bir budala olduğunu nasıl o zenginlikleri bırakıp basit hayata atıldığını söylüyordu. Aralarından biri doğruyu idrak etmişti. Bu hayatta mutlu olmak önemli olan değil miydi? Kadın mutluluğu çok güzel yaşamıştı, o zaman bunları boş yapmamıştı. Konuşma sürerken bu garip anıyı hatırlatan Korsika adası yeniden sis bulutlarının arasına daldı ve gözden kayboldu&#8230;<br />
<br />
<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Series 40 , Series 60 3rd Edition ,Duvar Saatleri İndir 2008 Duvar Saatleri]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18754</link>
			<pubDate>Wed, 19 Nov 2008 20:57:50 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18754</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
 Bu modellere Duvar Saatleri Uygundur 15 adet 2008 Süper Duvar saatleri&nbsp;&nbsp; İNDİR LİNK ALTTA... <br />
<br />
<br />
<br />
Series 40 : (Screen Saver And WallPaper) 8800<br />
5200<br />
6126<br />
6300<br />
5310<br />
6500 Classic<br />
3109<br />
5300<br />
6131<br />
7373<br />
5610<br />
6500 Slide<br />
3110<br />
6085<br />
6136<br />
7390<br />
6267<br />
7500<br />
3500<br />
6125<br />
6151<br />
8600<br />
6301<br />
7900<br />
Series 60 3rd Edition:(Screen Saver) 3250<br />
E61<br />
E70-1<br />
N77<br />
N92<br />
5500<br />
E61i<br />
N71-1<br />
N80<br />
N93<br />
E50<br />
E62<br />
N73<br />
N91<br />
N93i<br />
E60<br />
E65<br />
N75<br />
N91-1<br />
Series 60 3rd Edition Features Pack 1:(Screen Saver) 6110 Navigator<br />
E51<br />
6121 classic<br />
N76<br />
N96<br />
6124 classic<br />
N95 8GB<br />
6120 classic<br />
6290<br />
N78<br />
N82<br />
N81<br />
5700 XpressMusic<br />
N95<br />
6220 classic<br />
N95-3 NAM<br />
N81 8GB<br />
E90 Communicator<br />
6210 Navigator<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
[hide]<br />
Kayit Olmadan Linki Göremezsiniz. Lütfen Linki Görebilmek Için Kayit Olun.<br />
[/hide] <br />
<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
 Bu modellere Duvar Saatleri Uygundur 15 adet 2008 Süper Duvar saatleri&nbsp;&nbsp; İNDİR LİNK ALTTA... <br />
<br />
<br />
<br />
Series 40 : (Screen Saver And WallPaper) 8800<br />
5200<br />
6126<br />
6300<br />
5310<br />
6500 Classic<br />
3109<br />
5300<br />
6131<br />
7373<br />
5610<br />
6500 Slide<br />
3110<br />
6085<br />
6136<br />
7390<br />
6267<br />
7500<br />
3500<br />
6125<br />
6151<br />
8600<br />
6301<br />
7900<br />
Series 60 3rd Edition:(Screen Saver) 3250<br />
E61<br />
E70-1<br />
N77<br />
N92<br />
5500<br />
E61i<br />
N71-1<br />
N80<br />
N93<br />
E50<br />
E62<br />
N73<br />
N91<br />
N93i<br />
E60<br />
E65<br />
N75<br />
N91-1<br />
Series 60 3rd Edition Features Pack 1:(Screen Saver) 6110 Navigator<br />
E51<br />
6121 classic<br />
N76<br />
N96<br />
6124 classic<br />
N95 8GB<br />
6120 classic<br />
6290<br />
N78<br />
N82<br />
N81<br />
5700 XpressMusic<br />
N95<br />
6220 classic<br />
N95-3 NAM<br />
N81 8GB<br />
E90 Communicator<br />
6210 Navigator<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
[hide]<br />
Kayit Olmadan Linki Göremezsiniz. Lütfen Linki Görebilmek Için Kayit Olun.<br />
[/hide] <br />
<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Merhaba Arkadaşlar..]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18753</link>
			<pubDate>Wed, 19 Nov 2008 15:19:21 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18753</guid>
			<description><![CDATA[zaten Bilen Bilir :D Ben Bilmeyenler için Yazıyorum.. <br />
Ben!<br />
Adım : Volkan<br />
Soy Adım : KanaT:__35:<br />
Yaşım : 18<br />
Kliom : Daha 2 Gun once 68.80 di :D ama Şişman dilim<br />
<br />
Hobilerim ? : PC PS CS :P Motorla Gezmek , Araba İle Gezmek, Gezmek, Son Zamanlarda :D Balık Hobim Oldu Taa Ki O Koca Balığı yakalayana Kadar Zaten Sotra Biedaha Gitmedim, Kendi Becerilerimi Kullanmak :D şubu , Çakma Burger Yapmak :P, Mix Yapmak, PhotoShoplarla Resimlere Efect vermek Kendime Bişiler Yapmak [örn: Çalışmamı Görmek için Kayit Olmadan Linki Göremezsiniz. Lütfen Linki Görebilmek Için Kayit Olun. ] 0dan Kendi Emeğimdir, Bu kadar Şimdilik Sonra Devamı Bomba Gbi Gelcek :__bo:<br />
<br />
FOBİlerim : Gece :D Aklıma Cin Gelmesinden Korkmam Evde Tektim Ceset Şuna Buna Bakarım ama işin Daniskası Ben Örümcekten Korkarım :P<br />
<br />
<br />
Bu Siteden neden ayrıldın :__av:: Hatırlamıyorum :__co: Şimdiki Şu an Önemli Benim için =)Ozamanda Oldu Tabi Önemli Anlarım..<br />
<br />
Şu an napıyon ? : Bunu yazıyorum<br />
<br />
Mr Zipir Nerden Geldi ?<br />
<br />
Aslında ilk Olarak Zipirdim Sağolsun CS de Bir Ark Bulmuştu Sonra Google Ara Bu Zipir nedir Dedim Bi Baktım Bilmem kac Trilyon Kac Bin Kac yuz Sonuc cıktı Abo didim :D Ben Ayrı olmalıyım dedim<br />
Sonra CyberVLx Oldum Anlamını sormayın Cok karışık :D la zipir çocuğu Cok Seviyorlarmıs ZipirPlus Oldum Anlamı Zipir Gene Zipir Plus + Artı demekmiş :D Aman bunuda Salla gene CyberVLx iyi tamamda :D Zipirlik Bende Etki Bırakmıs Ben onu bırakmak istesemde o beni Bırakmadı sordum Sorusturdum Mr.Zipir i Googleye Bi Baktım Sonuç yok Atla Bu nicke volki DayanDıkca Dayandım Forumlarda Gozumu actım :D1k ya cıkardım sonunda :D<br />
<br />
Kısaca Dicek olursakki Dicem engel olamazsınız.. :P<br />
<br />
Biraz uçuk Biraz Akıllı ıççık Geri :D gece Kusu BayKus Gecelerin Adamı xD Zibidi =) falan filan Azcık Delü Cok Geveze Anti Sinek Bi kişiliğim ben :P vede Mr.Zipirim<br />
<br />
DeepNot : HerHangi Bir Sorunuz Filan Varsa Cekinmeden Sora Bilirsiniz.. Teşkkürler =)<br />
Dene Dipledik : İşin Güzel Yanı 3000. Üyesiyim =) Çok Güzel Bir Numara]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[zaten Bilen Bilir :D Ben Bilmeyenler için Yazıyorum.. <br />
Ben!<br />
Adım : Volkan<br />
Soy Adım : KanaT:__35:<br />
Yaşım : 18<br />
Kliom : Daha 2 Gun once 68.80 di :D ama Şişman dilim<br />
<br />
Hobilerim ? : PC PS CS :P Motorla Gezmek , Araba İle Gezmek, Gezmek, Son Zamanlarda :D Balık Hobim Oldu Taa Ki O Koca Balığı yakalayana Kadar Zaten Sotra Biedaha Gitmedim, Kendi Becerilerimi Kullanmak :D şubu , Çakma Burger Yapmak :P, Mix Yapmak, PhotoShoplarla Resimlere Efect vermek Kendime Bişiler Yapmak [örn: Çalışmamı Görmek için Kayit Olmadan Linki Göremezsiniz. Lütfen Linki Görebilmek Için Kayit Olun. ] 0dan Kendi Emeğimdir, Bu kadar Şimdilik Sonra Devamı Bomba Gbi Gelcek :__bo:<br />
<br />
FOBİlerim : Gece :D Aklıma Cin Gelmesinden Korkmam Evde Tektim Ceset Şuna Buna Bakarım ama işin Daniskası Ben Örümcekten Korkarım :P<br />
<br />
<br />
Bu Siteden neden ayrıldın :__av:: Hatırlamıyorum :__co: Şimdiki Şu an Önemli Benim için =)Ozamanda Oldu Tabi Önemli Anlarım..<br />
<br />
Şu an napıyon ? : Bunu yazıyorum<br />
<br />
Mr Zipir Nerden Geldi ?<br />
<br />
Aslında ilk Olarak Zipirdim Sağolsun CS de Bir Ark Bulmuştu Sonra Google Ara Bu Zipir nedir Dedim Bi Baktım Bilmem kac Trilyon Kac Bin Kac yuz Sonuc cıktı Abo didim :D Ben Ayrı olmalıyım dedim<br />
Sonra CyberVLx Oldum Anlamını sormayın Cok karışık :D la zipir çocuğu Cok Seviyorlarmıs ZipirPlus Oldum Anlamı Zipir Gene Zipir Plus + Artı demekmiş :D Aman bunuda Salla gene CyberVLx iyi tamamda :D Zipirlik Bende Etki Bırakmıs Ben onu bırakmak istesemde o beni Bırakmadı sordum Sorusturdum Mr.Zipir i Googleye Bi Baktım Sonuç yok Atla Bu nicke volki DayanDıkca Dayandım Forumlarda Gozumu actım :D1k ya cıkardım sonunda :D<br />
<br />
Kısaca Dicek olursakki Dicem engel olamazsınız.. :P<br />
<br />
Biraz uçuk Biraz Akıllı ıççık Geri :D gece Kusu BayKus Gecelerin Adamı xD Zibidi =) falan filan Azcık Delü Cok Geveze Anti Sinek Bi kişiliğim ben :P vede Mr.Zipirim<br />
<br />
DeepNot : HerHangi Bir Sorunuz Filan Varsa Cekinmeden Sora Bilirsiniz.. Teşkkürler =)<br />
Dene Dipledik : İşin Güzel Yanı 3000. Üyesiyim =) Çok Güzel Bir Numara]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[VLC programi]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18752</link>
			<pubDate>Wed, 19 Nov 2008 13:26:20 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18752</guid>
			<description><![CDATA[önce herkeze merhabalar arkadaslar bende herkez gibi bilgisayarda mac izlemek istiyorum beni mazur görün yaş 52 powermac G4 1125 mhz bilgisayar kullanıyorum VLC programı mac bilgisayarlarda da var fakat sitemizde bir tablo gördüm dvbviever diye bir programla tv kanallarını izleniyormuş fakat dvbviever programının mac versionu yok galiba yardımlarınızı bekliyorum simdiden teşekkür ederim herkeze mutlu günler diliyorum.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[önce herkeze merhabalar arkadaslar bende herkez gibi bilgisayarda mac izlemek istiyorum beni mazur görün yaş 52 powermac G4 1125 mhz bilgisayar kullanıyorum VLC programı mac bilgisayarlarda da var fakat sitemizde bir tablo gördüm dvbviever diye bir programla tv kanallarını izleniyormuş fakat dvbviever programının mac versionu yok galiba yardımlarınızı bekliyorum simdiden teşekkür ederim herkeze mutlu günler diliyorum.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Saç uzatma adağı Mehmet Alinin sıkıntısı oldu]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18751</link>
			<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 16:39:52 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18751</guid>
			<description><![CDATA[<br />
Bazı yörelerdeki ilginç yaygın adaklar bazen çocukları sıkıntıya sokuyor. Tıpkı Hatay'da yaşayan 7 yaşındaki Mehmet Ali gibi.<br />
<br />
Edinilen bilgiye göre, kentte inançlara göre birçok ailenin çocuk sahibi olabilmek umuduyla yaptığı saç adağı nedeniyle erkek ya da kız çocuklarının saçları 7 yaşına kadar kestirilmiyor.<br />
<br />
İsteğin gerçekleşmesinin ardından çocuk okula başlamadan koyun adayarak, davul zurnalı törenlerle saç kesiliyor. Bu uygulama nedeniyle kentte birçok aile çocuk sahibi olma umuduyla adakta bulunuyor.<br />
<br />
Merkeze bağlı Alazi köyünde de 2 çocuğu da doğduktan kısa süre sonra ölen ve yaklaşık 9 yıl çocuk hasreti çeken anne Recimoğlu, adağı nedeniyle adak yaşı dolmasına karşın oğlunun yarım metreyi bulan saçlarını kestiremiyor.<br />
<br />
Evlendikten kısa süre sonra dünyaya gelen iki çocuğunun öldüğünü ve uzun süre çocuk sahibi olamadığını ifade eden anne Recimoğlu, bunun üzerine yörede oldukça yaygın olan saç adağında bulunduğunu söyledi.<br />
<br />
Allah'a dua ederek, &#8220;Bir çocuğum olursa 7 yaşına kadar saçlarını kestirmeyeceğim. Daha sonra koyun kesip tören düzenleyerek, davul zurnalı bir tören yapacağım&#8221; diyerek adakta bulunduğunu belirten Recimoğlu, şöyle devam etti:<br />
&#8220;Adağımın ardından bir yıl geçmesinin ardından hamile kaldım ve bir kız çocuğu dünyaya getirdim. Onun saçlarını süre dolana kadar hiç kesmedim ve daha sonra koyun kesip tören düzenleyerek adağımı gerçekleştirdim.&#8221;<br />
<br />
Kızını kucağına almasından 2 yıl sonra tekrar hamile kaldığını ve Mehmet Ali'yi dünyaya getirdiğini belirten anne Recimoğlu, oğlunun saçını da kızının ki gibi kestirmediğini kaydetti.<br />
<br />
Saçlarıyla ilgili bugüne kadar herhangi bir şikayette bulunmayan Mehmet Ali'nin okula başlamasıyla rahatsız olduğunu vurgulayan anne Recimoğlu, &#8220;Oğlum renkli gözlü ve uzun saçlı olunca öğretmenleri ve arkadaşları ilk bakışta onu kız zannediyor. Mehmet Ali de bu duruma üzülüyor. Bu yüzden bir an önce saçlarından kurtulmak istiyor&#8221; diye konuştu.<br />
<br />
<br />
SAÇLARDAN KURTULMASI BİRİKEN PARAYA BAĞLI<br />
<br />
Oğlunun saçlarını koyun adayarak ve tören düzenleyerek okula başlamadan önce kestirmeyi düşündüklerini, ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle kurban alamadıkları için bunu yapamadıklarını anlatan anne Recimoğlu, parayı en kısa sürede denkleştirip Mehmet Ali'yi okulda yaşadığı sıkıntıdan kurtarmak istediğini kaydetti.<br />
<br />
Saçları uzun olduğu için arkadaşlarının kendisini ilk bakışta kız zannettiğini belirten Mehmet Ali ise, saçlarının uzun olmasına üzüldüğünü, diğer erkekler gibi kısa saçlı olmak istediğini söyledi. Özellikle yaz aylarında saçlarının kendisini çok rahatsız ettiğini belirten Mehmet Ali, &#8220;Annemle kıyafet almaya gittiğimizde herkes beni kız zannettiği için önce etek ya da elbise veriyor, annem durumu anlatınca erkek kıyafetlerini çıkarıyorlar. Ben bu durumdan artık çok sıkıldım. Bir an önce bu saçlardan kurtulmak istiyorum&#8221; dedi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
Bazı yörelerdeki ilginç yaygın adaklar bazen çocukları sıkıntıya sokuyor. Tıpkı Hatay'da yaşayan 7 yaşındaki Mehmet Ali gibi.<br />
<br />
Edinilen bilgiye göre, kentte inançlara göre birçok ailenin çocuk sahibi olabilmek umuduyla yaptığı saç adağı nedeniyle erkek ya da kız çocuklarının saçları 7 yaşına kadar kestirilmiyor.<br />
<br />
İsteğin gerçekleşmesinin ardından çocuk okula başlamadan koyun adayarak, davul zurnalı törenlerle saç kesiliyor. Bu uygulama nedeniyle kentte birçok aile çocuk sahibi olma umuduyla adakta bulunuyor.<br />
<br />
Merkeze bağlı Alazi köyünde de 2 çocuğu da doğduktan kısa süre sonra ölen ve yaklaşık 9 yıl çocuk hasreti çeken anne Recimoğlu, adağı nedeniyle adak yaşı dolmasına karşın oğlunun yarım metreyi bulan saçlarını kestiremiyor.<br />
<br />
Evlendikten kısa süre sonra dünyaya gelen iki çocuğunun öldüğünü ve uzun süre çocuk sahibi olamadığını ifade eden anne Recimoğlu, bunun üzerine yörede oldukça yaygın olan saç adağında bulunduğunu söyledi.<br />
<br />
Allah'a dua ederek, &#8220;Bir çocuğum olursa 7 yaşına kadar saçlarını kestirmeyeceğim. Daha sonra koyun kesip tören düzenleyerek, davul zurnalı bir tören yapacağım&#8221; diyerek adakta bulunduğunu belirten Recimoğlu, şöyle devam etti:<br />
&#8220;Adağımın ardından bir yıl geçmesinin ardından hamile kaldım ve bir kız çocuğu dünyaya getirdim. Onun saçlarını süre dolana kadar hiç kesmedim ve daha sonra koyun kesip tören düzenleyerek adağımı gerçekleştirdim.&#8221;<br />
<br />
Kızını kucağına almasından 2 yıl sonra tekrar hamile kaldığını ve Mehmet Ali'yi dünyaya getirdiğini belirten anne Recimoğlu, oğlunun saçını da kızının ki gibi kestirmediğini kaydetti.<br />
<br />
Saçlarıyla ilgili bugüne kadar herhangi bir şikayette bulunmayan Mehmet Ali'nin okula başlamasıyla rahatsız olduğunu vurgulayan anne Recimoğlu, &#8220;Oğlum renkli gözlü ve uzun saçlı olunca öğretmenleri ve arkadaşları ilk bakışta onu kız zannediyor. Mehmet Ali de bu duruma üzülüyor. Bu yüzden bir an önce saçlarından kurtulmak istiyor&#8221; diye konuştu.<br />
<br />
<br />
SAÇLARDAN KURTULMASI BİRİKEN PARAYA BAĞLI<br />
<br />
Oğlunun saçlarını koyun adayarak ve tören düzenleyerek okula başlamadan önce kestirmeyi düşündüklerini, ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle kurban alamadıkları için bunu yapamadıklarını anlatan anne Recimoğlu, parayı en kısa sürede denkleştirip Mehmet Ali'yi okulda yaşadığı sıkıntıdan kurtarmak istediğini kaydetti.<br />
<br />
Saçları uzun olduğu için arkadaşlarının kendisini ilk bakışta kız zannettiğini belirten Mehmet Ali ise, saçlarının uzun olmasına üzüldüğünü, diğer erkekler gibi kısa saçlı olmak istediğini söyledi. Özellikle yaz aylarında saçlarının kendisini çok rahatsız ettiğini belirten Mehmet Ali, &#8220;Annemle kıyafet almaya gittiğimizde herkes beni kız zannettiği için önce etek ya da elbise veriyor, annem durumu anlatınca erkek kıyafetlerini çıkarıyorlar. Ben bu durumdan artık çok sıkıldım. Bir an önce bu saçlardan kurtulmak istiyorum&#8221; dedi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dizi oyuncusuna Adada tecavüz]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18750</link>
			<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 16:38:32 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18750</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
Bir çok TV dizisinde önemli roller üstlenen 31 yaşındaki A.A.&#8217;nın geçen yaz Büyükada&#8217;da tecavüze uğradığı ortaya çıktı.<br />
<br />
A.A. birkaç ay önce konakladığı otelin plajında denize girdikten sonra bisikletiyle tura çıktığı sırada bir faytoncunun tecavüzüne uğradı. Oyuncunun cep telefonunu da alıp kaçan 17 yaşındaki sadırgan tutuklandı. Girdiği şoktan uzun süre çıkamayan kadın oyuncunun saldırganla uzun süre boğuştuğu adli tıp raporuyla belirlendi. Bu konuda Kartal Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nde açılan dava sürerken A.A.&#8217;nın soruşturma aşamasında tecavüzün gerçekleşmediğini iddia etmesine rağmen daha sonra tecavüze uğradığını söylediği bildirildi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
Bir çok TV dizisinde önemli roller üstlenen 31 yaşındaki A.A.&#8217;nın geçen yaz Büyükada&#8217;da tecavüze uğradığı ortaya çıktı.<br />
<br />
A.A. birkaç ay önce konakladığı otelin plajında denize girdikten sonra bisikletiyle tura çıktığı sırada bir faytoncunun tecavüzüne uğradı. Oyuncunun cep telefonunu da alıp kaçan 17 yaşındaki sadırgan tutuklandı. Girdiği şoktan uzun süre çıkamayan kadın oyuncunun saldırganla uzun süre boğuştuğu adli tıp raporuyla belirlendi. Bu konuda Kartal Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nde açılan dava sürerken A.A.&#8217;nın soruşturma aşamasında tecavüzün gerçekleşmediğini iddia etmesine rağmen daha sonra tecavüze uğradığını söylediği bildirildi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[6 yeni film gösterimde]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18749</link>
			<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 15:44:12 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18749</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
&#8220;SON BULUŞMA&#8221;<br />
Nesli Çölgeçen&#8217;in yönettiği belgesel film &#8220;Son Buluşma&#8221;da Kurtuluş Savaşı&#8217;nın son tanıkları, Gazi Ömer Küyük, Gazi Yakup Satar ve Gazi Veysel Turan&#8217;ın günlük yaşamları ve savaş yıllarına dair anıları gözler önüne seriliyor. Ömer Dede, önce Anıtkabir&#8217;i, ardından son kalan diğer iki gazi, Yakup Satar ve Veysel Turan&#8217;ı ziyaret ediyor, anılarını paylaşıp birbirleriyle helâlleşiyorlar.<br />
<br />
&#8220;GİTMEK: BENİM MARLON VE BRANDOM - MY MARLON AND BRANDO&#8221;<br />
Uluslararası yarışmalardan ödülle dönen ve gerçek bir hayat hikayesinden beyazperdeye aktarılan &#8220;Gitmek: Benim Marlon ve Brandom - My Marlon and Brando&#8221;, yönetmen Hüseyin Karabey&#8217;in ilk uzun metrajlı filmi. Filmde başrolleri paylaşan Ayça Damgacı ve Hama Ali Khan, gerçek yaşamdaki rollerini oynadı. Film, aşkı uğruna zorlu bir yolculuğa çıkmayı göze alan bir kadının hikayesini anlatıyor.<br />
<br />
&#8220;REC: ÖLÜM ÇIĞLIĞI&#8221;<br />
Haftanın korku ve gerilim türündeki yeni filmi &#8220;Rec: Ölüm Çığlığı&#8221;. Yönetmenliği Jaume Balaguero ve Paco Plaza&#8217;nın üstlendiği filmde, Pablo Rosso, Manuela Velasco, Javier Botet ve Manuel Bronchud başrolleri üstleniyor. Seyirciye 85 dakikalık seyir keyfi sunan filmde, TV muhabiri Angela ile haber kameramanı Pablo&#8217;nun, yaşlı bir kadının geçirdiği kaza üzerine itfaiyecilerle gittikleri bir evde yaşadıkları korku dolu anlar anlatılıyor.<br />
<br />
&#8220;BAHÇEMDEKİ ATEŞ BÖCEKLERİ - FIREFLIES IN THE GARDEN&#8221; <br />
Julia Roberts ile Ryan Reynolds&#8217;u bir araya getiren dram türündeki &#8220;Bahçemdeki Ateş Böcekleri - Fireflies in the Garden&#8221; seyirciyle buluşuyor. Yönetmen Dennis Lee&#8217;nin filminde, Roberts ve Reynolds&#8217;a, Willem Dafoe, Emily Watson ve Carrie-Anne Moss eşlik ediyor. &#8220;Weachter&#8221; adlı bir ailenin dramatik hikayesini anlatan film, ilk olarak Berlin Film Festivali&#8217;nde gösterildi. Aşkın karmaşası ve bir ailenin parçalanışını anlatan filmin, aynı zamanda yönetmenin yarı otobiyografik öyküsü olduğu belirtiliyor.<br />
<br />
&#8220;YILDIZLAR TAKIMI 3: MEZUNİYET YILI - HIGH SCHOOL MUSICAL 3: SENIOR YEAR&#8221;<br />
&#8220;Yıldızlar Takımı 3: Mezuniyet Yılı - High School Musical 3: Senior Year&#8221; sinemaseverlerin beğenisine sunuluyor. Romantizm, dram ve komedinin birleştiği filmi, Kenny Ortega yönetti. Zac Efron, Vanessa Anne Hudgens, Ashley Tisdale, Lucas Grabeel, Corbin Bleu ve Monique Coleman&#8217;ın performanslarını sergilediği film, aslında Walt Disney&#8217;in tv filmi serisi idi. Üçüncü kez beyazperdeye gelen filmde müzikal ögeler ağırlıklı. Lise son sınıf öğrencisi olan Troy ile Gabriella üniversite hayalleri kurmaktadır. Ancak üniversiteyi farklı kentlerde okuyacakları için aşklarının geleceği tehlikeye düşer. Birbirlerinden ayrılacak olmaları gerçeği ile yüz yüze kalırlar. Kendi deneyimlerini, gelecek umutları ve endişelerini yansıtan seçkin bir müzikal sahneye koyarlar.<br />
<br />
&#8220;FIRTINA - BAHOZ - THE STORM&#8221;<br />
Kazım Öz&#8217;ün yönettiği filmde Cahit Gök, Havin Funda Saç, Selim Akgül ile Asiye Dinçsoy oynuyor. &#8220;Fırtına - Bahoz - The Storm&#8221;, üniversite gençliğinin 1990&#8217;lardaki siyasallaşmasını öğrenci kahramanları aracılığıyla beyazperdeye aktarıyor. Cemal, üniversite sınavını kazanarak, küçük taşra kasabasından İstanbul&#8217;a gelir. Büyük şehrin kalabalığı içindeki yalnızlığı, sistem karşıtı devrimci bir grup ile tanışmasıyla sonra erer. Grubun öncülerinden Helin ile yaşadığı çatışma, kimliğini keşfetmesi için de bir başlangıç olur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
&#8220;SON BULUŞMA&#8221;<br />
Nesli Çölgeçen&#8217;in yönettiği belgesel film &#8220;Son Buluşma&#8221;da Kurtuluş Savaşı&#8217;nın son tanıkları, Gazi Ömer Küyük, Gazi Yakup Satar ve Gazi Veysel Turan&#8217;ın günlük yaşamları ve savaş yıllarına dair anıları gözler önüne seriliyor. Ömer Dede, önce Anıtkabir&#8217;i, ardından son kalan diğer iki gazi, Yakup Satar ve Veysel Turan&#8217;ı ziyaret ediyor, anılarını paylaşıp birbirleriyle helâlleşiyorlar.<br />
<br />
&#8220;GİTMEK: BENİM MARLON VE BRANDOM - MY MARLON AND BRANDO&#8221;<br />
Uluslararası yarışmalardan ödülle dönen ve gerçek bir hayat hikayesinden beyazperdeye aktarılan &#8220;Gitmek: Benim Marlon ve Brandom - My Marlon and Brando&#8221;, yönetmen Hüseyin Karabey&#8217;in ilk uzun metrajlı filmi. Filmde başrolleri paylaşan Ayça Damgacı ve Hama Ali Khan, gerçek yaşamdaki rollerini oynadı. Film, aşkı uğruna zorlu bir yolculuğa çıkmayı göze alan bir kadının hikayesini anlatıyor.<br />
<br />
&#8220;REC: ÖLÜM ÇIĞLIĞI&#8221;<br />
Haftanın korku ve gerilim türündeki yeni filmi &#8220;Rec: Ölüm Çığlığı&#8221;. Yönetmenliği Jaume Balaguero ve Paco Plaza&#8217;nın üstlendiği filmde, Pablo Rosso, Manuela Velasco, Javier Botet ve Manuel Bronchud başrolleri üstleniyor. Seyirciye 85 dakikalık seyir keyfi sunan filmde, TV muhabiri Angela ile haber kameramanı Pablo&#8217;nun, yaşlı bir kadının geçirdiği kaza üzerine itfaiyecilerle gittikleri bir evde yaşadıkları korku dolu anlar anlatılıyor.<br />
<br />
&#8220;BAHÇEMDEKİ ATEŞ BÖCEKLERİ - FIREFLIES IN THE GARDEN&#8221; <br />
Julia Roberts ile Ryan Reynolds&#8217;u bir araya getiren dram türündeki &#8220;Bahçemdeki Ateş Böcekleri - Fireflies in the Garden&#8221; seyirciyle buluşuyor. Yönetmen Dennis Lee&#8217;nin filminde, Roberts ve Reynolds&#8217;a, Willem Dafoe, Emily Watson ve Carrie-Anne Moss eşlik ediyor. &#8220;Weachter&#8221; adlı bir ailenin dramatik hikayesini anlatan film, ilk olarak Berlin Film Festivali&#8217;nde gösterildi. Aşkın karmaşası ve bir ailenin parçalanışını anlatan filmin, aynı zamanda yönetmenin yarı otobiyografik öyküsü olduğu belirtiliyor.<br />
<br />
&#8220;YILDIZLAR TAKIMI 3: MEZUNİYET YILI - HIGH SCHOOL MUSICAL 3: SENIOR YEAR&#8221;<br />
&#8220;Yıldızlar Takımı 3: Mezuniyet Yılı - High School Musical 3: Senior Year&#8221; sinemaseverlerin beğenisine sunuluyor. Romantizm, dram ve komedinin birleştiği filmi, Kenny Ortega yönetti. Zac Efron, Vanessa Anne Hudgens, Ashley Tisdale, Lucas Grabeel, Corbin Bleu ve Monique Coleman&#8217;ın performanslarını sergilediği film, aslında Walt Disney&#8217;in tv filmi serisi idi. Üçüncü kez beyazperdeye gelen filmde müzikal ögeler ağırlıklı. Lise son sınıf öğrencisi olan Troy ile Gabriella üniversite hayalleri kurmaktadır. Ancak üniversiteyi farklı kentlerde okuyacakları için aşklarının geleceği tehlikeye düşer. Birbirlerinden ayrılacak olmaları gerçeği ile yüz yüze kalırlar. Kendi deneyimlerini, gelecek umutları ve endişelerini yansıtan seçkin bir müzikal sahneye koyarlar.<br />
<br />
&#8220;FIRTINA - BAHOZ - THE STORM&#8221;<br />
Kazım Öz&#8217;ün yönettiği filmde Cahit Gök, Havin Funda Saç, Selim Akgül ile Asiye Dinçsoy oynuyor. &#8220;Fırtına - Bahoz - The Storm&#8221;, üniversite gençliğinin 1990&#8217;lardaki siyasallaşmasını öğrenci kahramanları aracılığıyla beyazperdeye aktarıyor. Cemal, üniversite sınavını kazanarak, küçük taşra kasabasından İstanbul&#8217;a gelir. Büyük şehrin kalabalığı içindeki yalnızlığı, sistem karşıtı devrimci bir grup ile tanışmasıyla sonra erer. Grubun öncülerinden Helin ile yaşadığı çatışma, kimliğini keşfetmesi için de bir başlangıç olur.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kıskanç koca dehşet saçtı!]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18748</link>
			<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 15:41:07 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18748</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
Antalya&#8217;da Suat Dalgakıran (26), kendisini aldattığından şüphelendiği 6.5 aylık hamile eşi Fatma Dalgakıran&#8217;ı 4 yaşındaki kızı K.&#8217;nın önünde bıçakladı. Genç kadın ve karnındaki bebeği yaşamını yitirdi<br />
<br />
Bir ay önce Şarampol Polis Merkezi&#8217;ne giden Suat Dalgakıran, 5 yıl önce evlendiği eşi Fatma Dalgakıran&#8217;ın mahallelerindeki kahvenin işletmecisiyle ilişkisi olduğunu öne sürerek şikâyetçi oldu. Dalgakıran daha sonra eşinden vazgeçemeyeceğini anlayınca barıştı, polis de bir işlem yapmadı.<br />
Dalgakıran, dün öğle saatlerinde eşiyle yine kendisini aldattığını öne sürerek tartıştı. Evden dışarı çıkan eşinin peşinden giden Suat Dalgakıran, sokak ortasında kızı K.&#8217;nın gözleri önünde eşini 12 bıçak darbesiyle yaraladı. Hastaneye kaldırılan Fatma Dalgakıran ve karnındaki bebeği kurtarılamadı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
Antalya&#8217;da Suat Dalgakıran (26), kendisini aldattığından şüphelendiği 6.5 aylık hamile eşi Fatma Dalgakıran&#8217;ı 4 yaşındaki kızı K.&#8217;nın önünde bıçakladı. Genç kadın ve karnındaki bebeği yaşamını yitirdi<br />
<br />
Bir ay önce Şarampol Polis Merkezi&#8217;ne giden Suat Dalgakıran, 5 yıl önce evlendiği eşi Fatma Dalgakıran&#8217;ın mahallelerindeki kahvenin işletmecisiyle ilişkisi olduğunu öne sürerek şikâyetçi oldu. Dalgakıran daha sonra eşinden vazgeçemeyeceğini anlayınca barıştı, polis de bir işlem yapmadı.<br />
Dalgakıran, dün öğle saatlerinde eşiyle yine kendisini aldattığını öne sürerek tartıştı. Evden dışarı çıkan eşinin peşinden giden Suat Dalgakıran, sokak ortasında kızı K.&#8217;nın gözleri önünde eşini 12 bıçak darbesiyle yaraladı. Hastaneye kaldırılan Fatma Dalgakıran ve karnındaki bebeği kurtarılamadı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hindistan Aya dokundu, ülke ayağa kalktı]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18747</link>
			<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 15:38:43 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18747</guid>
			<description><![CDATA[Hindistan&#8217;ın uzaya gönderdiği araçtaki sondanın Ay yüzeyine inmesi ülkeye büyük bir gurur yaşattı<br />
<br />
Hindistan&#8217;ın Ay yörüngesine giren ilk uzay aracı Çandrayaan-1&#8217;in önceki gün yüzeye indirdiği &#8220;kutu&#8221; büyüklüğündeki sondası ülkede büyük coşku yarattı. <br />
Hindistan gazeteleri gelişmeyi manşetlerinden duyurdu. Hindustan Times gazetesi ülke bayrağına gönderme yaparak &#8220;Üç renk kondu&#8221; başlığını attı. Indian Express gazetesi de &#8220;Hindistan Ay&#8217;a dokundu&#8221; diye yazdı.<br />
Hindistan Uzay Araştırma Kuruluşu ISRO&#8217;nun Başkanı Madhavan Nair&#8217;in Press Trust of India Ajansı&#8217;na verdiği bilgiye göre, eski Sanskrit dilinde &#8220;Ay Gemisi&#8221; demek olan Çandrayaan&#8217;ın sondası, kameraların yanı sıra radarlı yükseltiölçer ve büyük tayfölçer (spektrometre) de taşıyor.<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hindistan&#8217;ın uzaya gönderdiği araçtaki sondanın Ay yüzeyine inmesi ülkeye büyük bir gurur yaşattı<br />
<br />
Hindistan&#8217;ın Ay yörüngesine giren ilk uzay aracı Çandrayaan-1&#8217;in önceki gün yüzeye indirdiği &#8220;kutu&#8221; büyüklüğündeki sondası ülkede büyük coşku yarattı. <br />
Hindistan gazeteleri gelişmeyi manşetlerinden duyurdu. Hindustan Times gazetesi ülke bayrağına gönderme yaparak &#8220;Üç renk kondu&#8221; başlığını attı. Indian Express gazetesi de &#8220;Hindistan Ay&#8217;a dokundu&#8221; diye yazdı.<br />
Hindistan Uzay Araştırma Kuruluşu ISRO&#8217;nun Başkanı Madhavan Nair&#8217;in Press Trust of India Ajansı&#8217;na verdiği bilgiye göre, eski Sanskrit dilinde &#8220;Ay Gemisi&#8221; demek olan Çandrayaan&#8217;ın sondası, kameraların yanı sıra radarlı yükseltiölçer ve büyük tayfölçer (spektrometre) de taşıyor.<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İtalyada İsayı çağrıştıran tecavüz afişi tartışılıyor]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18746</link>
			<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 15:37:46 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18746</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
Muhafazakârlar, tecavüz kurbanlarıyla ilgili kampanyada kullanılan afişin &#8216;Hıristiyanlığa küfür&#8217; olduğunu öne sürdü<br />
<br />
İtalya&#8217;da kadın hakları savunucusu bir sivil toplum kuruluşunun tecavüz kurbanı kadınları tecavüz olaylarını açıklamaya ve saldırganları teşhir etmeye yüreklendirmek için hazırladığı bir afiş muhafazakar politikacıların tepkisini çekti.<br />
25 Kasım&#8217;daki &#8220;Uluslararası Kadına Şiddetin Yok Edilmesi Günü&#8221; nedeniyle çeşitli kentlerde panolara asılan afişi &#8220;Kadın Tecavüz İmdat Hattı&#8221; adlı kuruluş hazırlattı. Afişte, göğüs ve bacaklarının büyük bölümü çıplak olan bir kadın figürü sırt üstü yatarken görülüyor. <br />
Afişte ayrıca &#8220;Erkeklerin işlediği günahların kefaretini kim ödüyor? Cinsel tacize uğrayan kadınların yalnızca yüzde 4&#8217;ü saldırganları şikayet ediyor&#8221; ifadeleri yer alıyor. <br />
Politikacılar, bu pozun çarmıha gerilmiş Hz. İsa görüntüsüne benzediğini iddia etti. <br />
Sağcı Ulusal Birlik Partisi&#8217;nin Milano Belediye Meclisi üyesi Maurizio Cadeo, söz konusu afişlerin Hıristiyanlığa küfür olduğunu ileri sürerek kentte asılan 500 afişi yok etmek için elinden gelen her şeyi yapacağını ilan etti. <br />
Kadın hakları savunucusu kuruluşun Başkanı Stefania Bartochetti de, &#8220;Bir Katolik olarak afişte saldırgan veya rencide edici herhangi bir şey göremiyorum. Güçlü bir fotoğraf seçtik çünkü kadınların konuşmasını istiyoruz&#8221; dedi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
Muhafazakârlar, tecavüz kurbanlarıyla ilgili kampanyada kullanılan afişin &#8216;Hıristiyanlığa küfür&#8217; olduğunu öne sürdü<br />
<br />
İtalya&#8217;da kadın hakları savunucusu bir sivil toplum kuruluşunun tecavüz kurbanı kadınları tecavüz olaylarını açıklamaya ve saldırganları teşhir etmeye yüreklendirmek için hazırladığı bir afiş muhafazakar politikacıların tepkisini çekti.<br />
25 Kasım&#8217;daki &#8220;Uluslararası Kadına Şiddetin Yok Edilmesi Günü&#8221; nedeniyle çeşitli kentlerde panolara asılan afişi &#8220;Kadın Tecavüz İmdat Hattı&#8221; adlı kuruluş hazırlattı. Afişte, göğüs ve bacaklarının büyük bölümü çıplak olan bir kadın figürü sırt üstü yatarken görülüyor. <br />
Afişte ayrıca &#8220;Erkeklerin işlediği günahların kefaretini kim ödüyor? Cinsel tacize uğrayan kadınların yalnızca yüzde 4&#8217;ü saldırganları şikayet ediyor&#8221; ifadeleri yer alıyor. <br />
Politikacılar, bu pozun çarmıha gerilmiş Hz. İsa görüntüsüne benzediğini iddia etti. <br />
Sağcı Ulusal Birlik Partisi&#8217;nin Milano Belediye Meclisi üyesi Maurizio Cadeo, söz konusu afişlerin Hıristiyanlığa küfür olduğunu ileri sürerek kentte asılan 500 afişi yok etmek için elinden gelen her şeyi yapacağını ilan etti. <br />
Kadın hakları savunucusu kuruluşun Başkanı Stefania Bartochetti de, &#8220;Bir Katolik olarak afişte saldırgan veya rencide edici herhangi bir şey göremiyorum. Güçlü bir fotoğraf seçtik çünkü kadınların konuşmasını istiyoruz&#8221; dedi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Avast! Professional Edition 4.8.1282 Türkçe]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18745</link>
			<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 15:34:39 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18745</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
avast! Professional Edition 4.8.1282 Türkçe - 28 Mb<br />
<br />
Avast! sisteminizde tam güvenlik sağlayan bir antivirüs yazılımıdır. Bilgisayarınızı hacker saldırılarından ve virüslerden korur. Gelen saldırıları engeller ve size bildirir. İsteğiniz doğrultusunda sisteminizi virüs taramasından geçirir. Programın kolay kullanılabilir arayüzü, e-posta koruması ve otomatik güncellemesi gibi özellikleri vardır. Virüs, solucan ve truva atları (trojan) ile savaşmak ve sisteminizin güvenliğini sağlamak istiyorsanız Avast! Professional Edition yazılımını kullanabilirsiniz.<br />
<br />
All-inclusive, comprehensive protection avast! 4 Professional Edition includes ANTI-SPYWARE protection, certified by the West Coast Labs Checkmark process, to protect against the latest spyware threats and ANTI-ROOTKIT DETECTION based on the best-in class GMER technology, built into the scan engine. Simple to use and fully automated - Automatic incremental updates provide real-time protection of your system, including web surfing. We've made avast! antivirus as simple to use as possible, while allowing full control of your security.<br />
<br />
Avast! Professional Programının Ayrıntılı Özellikleri :<br />
<br />
# Tüm 32 ve 64 bit tabanlı işletim sistemlerini destekleyebilme<br />
# Anlık tarama desteği ile bilgisayarınıza o an bulaşmaya çalışan virüsleri de tespit edebilme<br />
# Posta istemci programlarını da destekleyen gelişmiş e-posta tarayıcısı<br />
# Program erişimi tarayıcısı ile programlara o anda bulaşmaya çalışan virüs hareketlerini de tanıyıp engelleyebilme<br />
# Tema destekli gelişmiş kullanıcı arabirimi (Ürünün programcıları ve sevenleri tarafından hazırlanmış tema eklentilerini buradan önizleyip, innDirebilirsiniz)<br />
# Senaryo engelleyicisi ile internetteki tüm sayfalara gizlenen zararlı kodları tam olarak engelleyebilme imkanı<br />
# Windows XP ve 2000 üzerinde, bilgisayar açılmadan (DOS kipinde) tarama yapabilme, böylelikle Boot virüslerine karşı da eksiksiz koruma sağlayabilme özelliği<br />
# Ekran koruyucusu ve hafızadaki tüm verileri anlık olarak tarayabilme<br />
# Klasör paketleme desteği ile virüslü klasörleri tüm erişime kapatabilme imkanı<br />
# Gelişmiş dil desteği ile Türkçe dahil olmak üzere birçok dili destekleme<br />
# Otomatik güncelleme sayesinde her hafta yeni virüs veritabanı dosyaları ile sürekli güncel kalan alt yapı<br />
<br />
Yeni sürümde neler var ?<br />
<br />
# Sistem taraması seçeneğinde artık sistem DLL dosyaları varsayılan olarak taranmıyor<br />
# İyileştirilmiş tarama hızı<br />
# Winny2 ve Google Talk taraması desteği<br />
# Windows 98 uyumluluğu geliştirmeleri<br />
# Exe sıkıştırması ve diğer dosya sıkıştırmaları için dahili tarama desteği<br />
# Windows 2003 ve Vista desteği<br />
# Windows Sürücü Koruması uyumu geliştirilmesi<br />
# Birçok hata giderilmesi ve düzeltmeler<br />
<br />
<br />
[hide]<br />
Kayit Olmadan Linki Göremezsiniz. Lütfen Linki Görebilmek Için Kayit Olun.<br />
[/hide]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
avast! Professional Edition 4.8.1282 Türkçe - 28 Mb<br />
<br />
Avast! sisteminizde tam güvenlik sağlayan bir antivirüs yazılımıdır. Bilgisayarınızı hacker saldırılarından ve virüslerden korur. Gelen saldırıları engeller ve size bildirir. İsteğiniz doğrultusunda sisteminizi virüs taramasından geçirir. Programın kolay kullanılabilir arayüzü, e-posta koruması ve otomatik güncellemesi gibi özellikleri vardır. Virüs, solucan ve truva atları (trojan) ile savaşmak ve sisteminizin güvenliğini sağlamak istiyorsanız Avast! Professional Edition yazılımını kullanabilirsiniz.<br />
<br />
All-inclusive, comprehensive protection avast! 4 Professional Edition includes ANTI-SPYWARE protection, certified by the West Coast Labs Checkmark process, to protect against the latest spyware threats and ANTI-ROOTKIT DETECTION based on the best-in class GMER technology, built into the scan engine. Simple to use and fully automated - Automatic incremental updates provide real-time protection of your system, including web surfing. We've made avast! antivirus as simple to use as possible, while allowing full control of your security.<br />
<br />
Avast! Professional Programının Ayrıntılı Özellikleri :<br />
<br />
# Tüm 32 ve 64 bit tabanlı işletim sistemlerini destekleyebilme<br />
# Anlık tarama desteği ile bilgisayarınıza o an bulaşmaya çalışan virüsleri de tespit edebilme<br />
# Posta istemci programlarını da destekleyen gelişmiş e-posta tarayıcısı<br />
# Program erişimi tarayıcısı ile programlara o anda bulaşmaya çalışan virüs hareketlerini de tanıyıp engelleyebilme<br />
# Tema destekli gelişmiş kullanıcı arabirimi (Ürünün programcıları ve sevenleri tarafından hazırlanmış tema eklentilerini buradan önizleyip, innDirebilirsiniz)<br />
# Senaryo engelleyicisi ile internetteki tüm sayfalara gizlenen zararlı kodları tam olarak engelleyebilme imkanı<br />
# Windows XP ve 2000 üzerinde, bilgisayar açılmadan (DOS kipinde) tarama yapabilme, böylelikle Boot virüslerine karşı da eksiksiz koruma sağlayabilme özelliği<br />
# Ekran koruyucusu ve hafızadaki tüm verileri anlık olarak tarayabilme<br />
# Klasör paketleme desteği ile virüslü klasörleri tüm erişime kapatabilme imkanı<br />
# Gelişmiş dil desteği ile Türkçe dahil olmak üzere birçok dili destekleme<br />
# Otomatik güncelleme sayesinde her hafta yeni virüs veritabanı dosyaları ile sürekli güncel kalan alt yapı<br />
<br />
Yeni sürümde neler var ?<br />
<br />
# Sistem taraması seçeneğinde artık sistem DLL dosyaları varsayılan olarak taranmıyor<br />
# İyileştirilmiş tarama hızı<br />
# Winny2 ve Google Talk taraması desteği<br />
# Windows 98 uyumluluğu geliştirmeleri<br />
# Exe sıkıştırması ve diğer dosya sıkıştırmaları için dahili tarama desteği<br />
# Windows 2003 ve Vista desteği<br />
# Windows Sürücü Koruması uyumu geliştirilmesi<br />
# Birçok hata giderilmesi ve düzeltmeler<br />
<br />
<br />
[hide]<br />
Kayit Olmadan Linki Göremezsiniz. Lütfen Linki Görebilmek Için Kayit Olun.<br />
[/hide]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ultimate Brush Pack for Adobe Photoshop]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18744</link>
			<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 15:31:35 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18744</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
Ultimate Brush Pack for Adobe Photoshop / 4 mb<br />
<br />
Photoshop uygulamalarınızda kullanabileceğiniz güzel bir brush<br />
<br />
[hide]<br />
<br />
Kayit Olmadan Linki Göremezsiniz. Lütfen Linki Görebilmek Için Kayit Olun.<br />
<br />
[/hide]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
Ultimate Brush Pack for Adobe Photoshop / 4 mb<br />
<br />
Photoshop uygulamalarınızda kullanabileceğiniz güzel bir brush<br />
<br />
[hide]<br />
<br />
Kayit Olmadan Linki Göremezsiniz. Lütfen Linki Görebilmek Için Kayit Olun.<br />
<br />
[/hide]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Erkan Ocaklı vefat etti]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18743</link>
			<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 12:02:50 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18743</guid>
			<description><![CDATA[<br />
Pankreas kanseri hastası olan ve uzun süredir tedaavi gören Halk Müziği ve Karadeniz ezgilerinin usta yorumcularından Erkan Ocaklı hayatını kaybetti.<br />
<br />
Pankreas kanseriyle mücadele eden ve hastalığı nedeniyle tedavi altına alınan ünlü karadenizli sanatçı Erkan Ocaklı hayatını kaybetti. 'Mısırı kuruttun mi' ve 'Ula Ula Niyazi' gibi Karadeniz klasiklerine imza atan Erkan Ocaklı 1949 yılında Trabzon&#8217;da doğdu.<br />
<br />
Aslen Artvin Arhavi&#8217;li. Çocukluğu Maçka&#8217;da geçti. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi mezunu. Kırka yakın albüm yaptı. Altı tane de filmde oynadı, yönetmenlik yaptı. Televizyon programları yaptı. İki kez evlenen Ocaklı'nın iki de çocuğu var.<br />
<br />
Ocaklı, 1970&#8217;li yılların başında, elinde bağlamasıyla Karadeniz&#8217;in hiç de alışık olmadığı bir yoldan müzik dünyasına girdi, hit parçalar üretti. Yaptığı plak ve albümlerin sayısını unuttuğunu söylese de, kırka yakın albüm, üç yüz elli civarında besteye imza attı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
Pankreas kanseri hastası olan ve uzun süredir tedaavi gören Halk Müziği ve Karadeniz ezgilerinin usta yorumcularından Erkan Ocaklı hayatını kaybetti.<br />
<br />
Pankreas kanseriyle mücadele eden ve hastalığı nedeniyle tedavi altına alınan ünlü karadenizli sanatçı Erkan Ocaklı hayatını kaybetti. 'Mısırı kuruttun mi' ve 'Ula Ula Niyazi' gibi Karadeniz klasiklerine imza atan Erkan Ocaklı 1949 yılında Trabzon&#8217;da doğdu.<br />
<br />
Aslen Artvin Arhavi&#8217;li. Çocukluğu Maçka&#8217;da geçti. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi mezunu. Kırka yakın albüm yaptı. Altı tane de filmde oynadı, yönetmenlik yaptı. Televizyon programları yaptı. İki kez evlenen Ocaklı'nın iki de çocuğu var.<br />
<br />
Ocaklı, 1970&#8217;li yılların başında, elinde bağlamasıyla Karadeniz&#8217;in hiç de alışık olmadığı bir yoldan müzik dünyasına girdi, hit parçalar üretti. Yaptığı plak ve albümlerin sayısını unuttuğunu söylese de, kırka yakın albüm, üç yüz elli civarında besteye imza attı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tarkan Gülümse Kaderine]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18742</link>
			<pubDate>Sat, 15 Nov 2008 17:35:35 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18742</guid>
			<description><![CDATA[Değer mi hiç? <br />
Boş yere küsme düşlerine <br />
İnan, Onun da yanına kalmaz <br />
Bırak gitsin üzülme... <br />
Hayat sevenlerin yanındadır, <br />
Unutma, <br />
Gülümse kaderine <br />
Yak bütün fotoğrafları, <br />
Ona ait bütün eşyaları, <br />
Bu gece ümitlerini al koynuna <br />
Gün doğmadan unut insafsızı! <br />
Kader buluşturdu <br />
Kader ayırdı <br />
O aşka inanmadı <br />
Sil gözyaşlarını <br />
Sakın ağlama <br />
O kalbinle oynadı <br />
Hayat sevenleri korur <br />
Ateşe atmaz <br />
Gülüm, <br />
Sana kıyamadı <br />
Yak bütün fotoğrafları, <br />
Ona ait bütün eşyaları, <br />
Bu gece ümitlerini al koynuna <br />
Gün doğamdan unut insafsızı!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Değer mi hiç? <br />
Boş yere küsme düşlerine <br />
İnan, Onun da yanına kalmaz <br />
Bırak gitsin üzülme... <br />
Hayat sevenlerin yanındadır, <br />
Unutma, <br />
Gülümse kaderine <br />
Yak bütün fotoğrafları, <br />
Ona ait bütün eşyaları, <br />
Bu gece ümitlerini al koynuna <br />
Gün doğmadan unut insafsızı! <br />
Kader buluşturdu <br />
Kader ayırdı <br />
O aşka inanmadı <br />
Sil gözyaşlarını <br />
Sakın ağlama <br />
O kalbinle oynadı <br />
Hayat sevenleri korur <br />
Ateşe atmaz <br />
Gülüm, <br />
Sana kıyamadı <br />
Yak bütün fotoğrafları, <br />
Ona ait bütün eşyaları, <br />
Bu gece ümitlerini al koynuna <br />
Gün doğamdan unut insafsızı!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Divan Edebiyatında Nazım Biçimleri]]></title>
			<link>http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18741</link>
			<pubDate>Sat, 15 Nov 2008 17:32:45 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.rezilforum.com/showthread.php?tid=18741</guid>
			<description><![CDATA[Beş dizelik bölümler halinde söylenen nazım şeklidir. Bir muhammesin ilk beşliğindeki son dizenin, aynı beşlikteki diğer dört dize ile kafiyeli olması şart değildir. Beşlik sayısı bir kayda bağlı değildir.Bend sayısı 4-8 arasında değişir.<br />
<br />
Divan Edebiyatında Nazım Biçimleri<br />
Divan şiiri, nazım biçimleri bakımından zengindir. Nazım biçimleri beyit ve bend olmak üzere iki ana kola ayrılır. Beyit temeline dayananlar &#8220;aynı&#8221; ve &#8220;ayrı&#8221; uyaklı (kafiyeli) olmak üzere ikiye ayrılır. Aynı uyaklıların başlıcaları &#8220;gazel&#8221;, &#8220;kaside&#8221; ve &#8220;müstezat&#8221;tır. Ayrı uyaklı tek nazım biçimi ise &#8220;mesnevi&#8221;dir.<br />
<br />
Bend&#8217;lerden oluşan nazım biçimleri de tek bendli ve çok bendli olara ikiye ayrılır. Tek bendliler &#8220;rubai&#8221; ve &#8220;tuyuğ&#8221;, çok bendliler ise &#8220;musammat&#8221; ana başlığı altında toplanan &#8220;murabba&#8221;, &#8220;şarkı&#8221;, &#8220;muhammes&#8221;, &#8220;tahmis&#8221;, &#8220;tardiye&#8221;, &#8220;tasdir&#8221;, &#8220;müseddes&#8221;, &#8220;tesdis&#8221;, &#8220;müsebba&#8221;, &#8220;tesbi&#8221;, &#8220;müsemmen&#8221;, &#8220;tesmin&#8221;, &#8220;muaşşer&#8221;, &#8220;taşir&#8221;, &#8220;terkib-i bend&#8221;, &#8220;terci-i bend&#8221;dir. Bunun dışında &#8220;müfred&#8221; (tek beyit) ve &#8220;azade&#8221; de (tek mısra) anılabilir.<br />
<br />
Biçimlerine Göre<br />
Uyak<br />
Beyit<br />
Mısra<br />
Bend<br />
Mesnevi: Divan şiirinde çok kullanılmış bir nazım biçimidir.<br />
KasideBig Grinivan şiirinin en yaygın nazım biçimlerinden biridir.<br />
Gazel: Divan şiirinin en yaygın nazım biçimlerinden biridir. Gazelin ilk beytinin dizeleri kendi arasında uyaklıdır. Öteki beyitlerden birinin dizeleri serbest, ikinci dizeleri ilk beytin uyağına göre yazılır.<br />
Rubai: Aynı vezinle söylenen dört dizeden oluşur. Birinci, ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklıdır.<br />
Musammat<br />
Terkib-i bend<br />
Müsemmem<br />
Tuyuğ<br />
Tahmis<br />
Tardiye<br />
Taşdir: Bir şairin, başkasının gazelinin iki dizesi arasına bir beyit eklemesine taştir denir.<br />
Tesdis<br />
Teşbiye<br />
Taşir<br />
Tezmin<br />
Muaşşer<br />
Muhammes:Her bölümü beş dizeden oluşur ve bu bölümlere bent denir. Bu nazım biçiminin uyak düzeni genellikle aaaaa-bbbaa-cccaa.. biçiminde sürer. Bir muhammesin ilk bendinin dördüncü ve beşinci dizeleri ya da yalnızca beşinci dizesi öteki bentlerin sonunda yineleniyorsa, buna &#8220;muhammes-i mütekerrir&#8221;, yani tekrarlı muhammes denir.<br />
Murabba: Bent adı verilen dört dizelik kıtalardan oluşur. Genellikle ilk dörtlüğün bütün dizeleri aynı uyaklıdır. Sonraki dörtlüklerin ilk üç dizesi ayrı uyaklarla, ama son dizeleri ilk dörtlüğün uyağıyla yazılır (aaaa-bbba&#8230;. gibi).<br />
Müseddes: Her bölümü altışar dizeden oluşur ve bu bölümlere bent denir. Uyak düzeni genellikle aaaaaa-bbbbba-ccccca-ddddda biçimindedir. İlk altı dizenin son iki dizesinin nakarat olarak yazıldığı müseddesler de vardır.<br />
Müstezat: Gazelin özel bir biçimidir. Sözcük anlamıyla &#8220;artırılmış, çoğaltılmış&#8221; demektir. Uzun dizelere &#8220;ziyade&#8221; denilen kısa bir dize eklenerek yazılır.<br />
Şarkı: Biçimsel açıdan bir tür murabbadır. Ama şarkıda genellikle ilk dörtlüğün ikinci ve dördüncü dizeleri, öteki dörtlüklerin dördüncü dizesi olarak yinelenir. Buna nakarat denir.<br />
<br />
aynı ölçüdeki beşer dizelik bendlerden oluşa nazım biçimi. ilk bendin 5 dizesi birbirleriyle, sonraki bendlerin son bir ya da iki dizesi ilk bend ile uyaklıdır. son bir ya da iki dize, her bendin sonunda aynen tekrarlanıyorsa bu muhammese &#8220;mütekerrir muhammes&#8221;, bu dizelerin ilk bend ile yalnızca uyak yönünden uyuştuğu muhammeslere ise &#8220;müzdeviç muhammes&#8221; adı verilir. bend sayısı 4-8 arasında değişir. muhammeslerde çoğunlukla felsefi düşünceler, tasavvuf konuları ele alınır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Beş dizelik bölümler halinde söylenen nazım şeklidir. Bir muhammesin ilk beşliğindeki son dizenin, aynı beşlikteki diğer dört dize ile kafiyeli olması şart değildir. Beşlik sayısı bir kayda bağlı değildir.Bend sayısı 4-8 arasında değişir.<br />
<br />
Divan Edebiyatında Nazım Biçimleri<br />
Divan şiiri, nazım biçimleri bakımından zengindir. Nazım biçimleri beyit ve bend olmak üzere iki ana kola ayrılır. Beyit temeline dayananlar &#8220;aynı&#8221; ve &#8220;ayrı&#8221; uyaklı (kafiyeli) olmak üzere ikiye ayrılır. Aynı uyaklıların başlıcaları &#8220;gazel&#8221;, &#8220;kaside&#8221; ve &#8220;müstezat&#8221;tır. Ayrı uyaklı tek nazım biçimi ise &#8220;mesnevi&#8221;dir.<br />
<br />
Bend&#8217;lerden oluşan nazım biçimleri de tek bendli ve çok bendli olara ikiye ayrılır. Tek bendliler &#8220;rubai&#8221; ve &#8220;tuyuğ&#8221;, çok bendliler ise &#8220;musammat&#8221; ana başlığı altında toplanan &#8220;murabba&#8221;, &#8220;şarkı&#8221;, &#8220;muhammes&#8221;, &#8220;tahmis&#8221;, &#8220;tardiye&#8221;, &#8220;tasdir&#8221;, &#8220;müseddes&#8221;, &#8220;tesdis&#8221;, &#8220;müsebba&#8221;, &#8220;tesbi&#8221;, &#8220;müsemmen&#8221;, &#8220;tesmin&#8221;, &#8220;muaşşer&#8221;, &#8220;taşir&#8221;, &#8220;terkib-i bend&#8221;, &#8220;terci-i bend&#8221;dir. Bunun dışında &#8220;müfred&#8221; (tek beyit) ve &#8220;azade&#8221; de (tek mısra) anılabilir.<br />
<br />
Biçimlerine Göre<br />
Uyak<br />
Beyit<br />
Mısra<br />
Bend<br />
Mesnevi: Divan şiirinde çok kullanılmış bir nazım biçimidir.<br />
KasideBig Grinivan şiirinin en yaygın nazım biçimlerinden biridir.<br />
Gazel: Divan şiirinin en yaygın nazım biçimlerinden biridir. Gazelin ilk beytinin dizeleri kendi arasında uyaklıdır. Öteki beyitlerden birinin dizeleri serbest, ikinci dizeleri ilk beytin uyağına göre yazılır.<br />
Rubai: Aynı vezinle söylenen dört dizeden oluşur. Birinci, ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklıdır.<br />
Musammat<br />
Terkib-i bend<br />
Müsemmem<br />
Tuyuğ<br />
Tahmis<br />
Tardiye<br />
Taşdir: Bir şairin, başkasının gazelinin iki dizesi arasına bir beyit eklemesine taştir denir.<br />
Tesdis<br />
Teşbiye<br />
Taşir<br />
Tezmin<br />
Muaşşer<br />
Muhammes:Her bölümü beş dizeden oluşur ve bu bölümlere bent denir. Bu nazım biçiminin uyak düzeni genellikle aaaaa-bbbaa-cccaa.. biçiminde sürer. Bir muhammesin ilk bendinin dördüncü ve beşinci dizeleri ya da yalnızca beşinci dizesi öteki bentlerin sonunda yineleniyorsa, buna &#8220;muhammes-i mütekerrir&#8221;, yani tekrarlı muhammes denir.<br />
Murabba: Bent adı verilen dört dizelik kıtalardan oluşur. Genellikle ilk dörtlüğün bütün dizeleri aynı uyaklıdır. Sonraki dörtlüklerin ilk üç dizesi ayrı uyaklarla, ama son dizeleri ilk dörtlüğün uyağıyla yazılır (aaaa-bbba&#8230;. gibi).<br />
Müseddes: Her bölümü altışar dizeden oluşur ve bu bölümlere bent denir. Uyak düzeni genellikle aaaaaa-bbbbba-ccccca-ddddda biçimindedir. İlk altı dizenin son iki dizesinin nakarat olarak yazıldığı müseddesler de vardır.<br />
Müstezat: Gazelin özel bir biçimidir. Sözcük anlamıyla &#8220;artırılmış, çoğaltılmış&#8221; demektir. Uzun dizelere &#8220;ziyade&#8221; denilen kısa bir dize eklenerek yazılır.<br />
Şarkı: Biçimsel açıdan bir tür murabbadır. Ama şarkıda genellikle ilk dörtlüğün ikinci ve dördüncü dizeleri, öteki dörtlüklerin dördüncü dizesi olarak yinelenir. Buna nakarat denir.<br />
<br />
aynı ölçüdeki beşer dizelik bendlerden oluşa nazım biçimi. ilk bendin 5 dizesi birbirleriyle, sonraki bendlerin son bir ya da iki dizesi ilk bend ile uyaklıdır. son bir ya da iki dize, her bendin sonunda aynen tekrarlanıyorsa bu muhammese &#8220;mütekerrir muhammes&#8221;, bu dizelerin ilk bend ile yalnızca uyak yönünden uyuştuğu muhammeslere ise &#8220;müzdeviç muhammes&#8221; adı verilir. bend sayısı 4-8 arasında değişir. muhammeslerde çoğunlukla felsefi düşünceler, tasavvuf konuları ele alınır.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>